Biraz once antu'dan okudum Aragones "Bir puan kazandik" demis. Mustafa Denizli'nin Fenerbahce'nin basindayken bir demeci vardi. Sampiyon olmamiz icin 73-74 puan civarinda puan toplamamiz lazim gibi birsey soylemisti. O zamanlar Istanbul'da calisiyordum, kendi kendime not tutmaya baslamistim, tamam bu hafta aldik 3 puan, kaldi bilmem kac puan, vs. Olayin eninde sonunda temel matematikte kilitlenecegi kesin, rakiplerinizden alsaniz verseniz bile toplamda uc asagi bes yukari Mustafa Denizli'nin cikardigi puan gibi bir alt siniriniz var.
Bugun bir puan kazandik ama 22 hafta kaldi ve bizim sadece 20 puanimiz var. Kalan maclarda en az 53-54 puan almak demek icerideki her maci kazansaniz bile disarida da bircok deplasman macini kazanmaniz demek. Bunlar herkesin bildigi seyler aslinda yazmanin cizmenin anlami yok, anlamli olan tek sey Fenerbahce'nin mantalitesinin tamamen degismesi gerektigi.
Fenerbahce Anadolu deplasmanlarina 1 puan kapmaya giden bir takim olacaksa sundan eminim ki cogu zaman alamadan donecektir.
Bakalim haftaya Mustafa Denizli'den 3 puani alabilecek miyiz?
Saturday, 22 November 2008
Gelsin caylar, bitsin mac...
Uzun aradan sonra ilk kez bastan sona mac seyretme firsati bulabildim bugun. Gecen haftaki Fenerbahce-Ankaraspor macinin ilk yarim saatini izleyememistim. Digiturk WebTV sagolsun, web sitesine giris yapip aylik abonelik satin alana kadar yarim saat gecti. Web sitesinin ozellikle mac gunleri kagni hizinda calistigini anlamislar heralde ki maci direk izleyebilmek icin ayri bir web sitesi uzerinden giris saglamislar. izle.digiturkwebtv.com adresine hic oyle insanin sinirlerini hani su kolilerden cikan kopukleri birbirine surtunce cikan ses gibi bozan flash animasyon falan koymamislar, kullanici adi ve sifre soran bir ekran cikiyor karsiniza. Ama problem su ki, eger daha once maci ya da aboneligi satin almadiysaniz bi anlami olmuyor o sitenin de. Gidip asil sayfadan almak gerekiyor. Nitekim oyle oldu gecen hafta ve Carlos'un golunu goremedim dolayisiyla.
Neyse efendim, gecen hafta geride kaldi, aldik maci, hersey guzel, daha ne olsun.
Bu hafta gunduz maci olacakmis onu da bu sabah bakinca ogrendim. Mekan Ingiltere, saat farki 2. Yani orda neyse, cikar iki saat, iste saat burda oyle. Neyse, sabah internet sefasi, haberleri okuyus, bloglara biraz goz atis, sonra saat 1 oldu basladik maca. Mac boyunca guzel olan tek sey sabah kahvaltisinda demlenen caydan fazladan birkac bardak daha icmem oldu heralde.
Ben en son biraktigimda ve uzun bir sure seyredemedigim zamanda Fenerbahce ardarda guzel maclar cikardi. Benim sansima midir bilmiyorum ama bu mac benim en son biraktigim maclar gibiydi. 60inci dakikada Aragones Selcuk'u cikarip yerine Kazim'i aldiginda. Tamam iste dedim, budur. Cok ahim sahim olmayacakti belki ama Kazim saga, Deivid Guiza'nin gerisine. Dedim simdi aliriz maci. Kurt teknik adam Ankaragucu'nu 60 dakika yorduktan sonra simdi hamlesini yapti dedim. Biraz hareket geldi maca gercekten, ve hatta Deivid kaleyi bulamayan ama oyuna hareket getiren bir sut atti. Hemen ardindan bir oyuncu degisikligi daha, bu sefer kenarda Maldonado var. Aklimdan geciriyorum, Josico yorulmus olmali, onu cikaracak diye. Ama Deivid cikti oyundan. Ayni dizilise geri donduk. Ayni dizilis, ayni hareketsizlik, ayni sıkıcı paslasmalar, ayni bir turlu Guiza'yi bulamayan toplar...
Maci bitirdik. Cay da bitmisti zaten.
Thursday, 13 November 2008
Internet olmadan olmuyormus
Sonunda Virgin Media'nin internet hizmetine kavusabildik. Okuyacak bir suru blog var, hemen baslamak lazim...
Friday, 24 October 2008
Okuma! Yazma! Konuşma! Düşünme! E öl be!
Bir sansür daha gelmiş memleketime, tam da Nuri Bilge Ceylan'ın Üç Maymun'u gösterime girdiği gün. Yeni bir nesil yetiştiriyoruz, okumayan, yazmayan, konuşmayan, düşünmeyen. Bu nesil seni 20 sene sonra nasıl temsil edecek herşeyi konuşan ve her konuda fikri olan adamın yanında?
Ne söylense boş, küfür etmek lazım, en içlisinden, en yürekten gelen haliyle.
Ama uzaktan da olmaz ki yüzyüze olmak lazım değil mi?
Ne söylense boş, küfür etmek lazım, en içlisinden, en yürekten gelen haliyle.
Ama uzaktan da olmaz ki yüzyüze olmak lazım değil mi?
Tuesday, 21 October 2008
Doğru zamanda yanlış hareket!

Hafızam hiçbir zaman iyi olmadı ama geçtiğimiz Avrupa Şampiyonasından bir olayı hiç unutmadım. Hangi maçtı sormayın, belki hatırlayan çıkar. Nasıl kazandığımızı bir türlü anlayamadığımız öbür maçlardan biri işte. Rakip kaleye bastırıyoruz ve kaçınılmaz olarak kontratak ile savunmasız yakalanıyoruz. Rakip geliyor, ben diyeyim 5 kişi siz deyin 10 kişi, tam orta sahayı geçtikleri sırada Uğur Boral çıkıyor sahneye ve en doğru zamanda ve en doğru olan yerde, yanlış hareketi yapıyor.
Faul. Fırtına geçip gidiyor, Uğur'a sarı kart çıkıyor. Olayı kimsenin hatırladığını sanmıyorum ama o maçta gördüğüm en akıllıca işti. İşte bu yüzden seviyorum Uğur Boral'ı.
Monday, 20 October 2008
Futbol sadece futbol değil ki

Söz taşınmaktan açılmışken devam edeyim. Şimdilerde koli ve koli bandı ile meşgul olmaktayız. Bu kısımlar her evin taşınma hali aslında. Farklı olan kamyonet olacak bir miktar. İngilizin memleketinde kendiniz gidip kamyonet kiralayıp eşyanızı taşıyabilirsiniz. Biz de öyle yapacağız bakalım. Kamyonetin içini nasıl değerlendirmek lazım diye oturup düşünmeye başladık bile. Neyi nereye koyarsak en verimli ve en zararsız taşınmayı gerçekleştirmiş oluruz. Akıl oyunu bir anlamda. Dönüp dolanıp bu kelimeye getirmeye çalışıyordum bu taşınma zırvalığını.
Akıl.
Akıllı adamı kolayca anlarsınız. Mantık yürüteni, en doğruyu bulmaya çalışanı uzaktan sezmek kolaydır. Problem çözen adamdır onlar. Genelde mühendis olurlar. Fazla para kazanamaz, problemi çözemeyen zenginlerin daha da zengin olmasına yardım ederler.
Benim kralım bu adamlardır, aklını kullanan adama saygım inanılmaz. Hele bu adamların yeşil sahaya inmişini seyretmek kadar güzeli var mıdır? En güzel golü atmaları gerekmez, en çok parayı da almaları gerekmez ama diğerleri fısıltıyla konuşurken onlar sahada şarkı söylerler.
Onu duyan diğerleri de başlarlar ıslıkla eşlik etmeye, sonra bir bakmışsınız 11 kişi koro olmuş döktürüyor.
Yarın akşam Alex şarkısına başlasın istiyorum, önce Semih katılsın ona, sonra Guiza, sonra Uğur, ve sonra herkes.
Sekerse post olur, sekmiyor!
Yine uzun zaman oldu yazmayalı. Sebep tabi ki ben ve yine tembellik. Buraya mac izledikçe yazıyorum ve aslında mazeretim de bu sıralar pek fazla maç izleyememek. Fenerbahçe'nin son iki maçını da seyretmedim. Biraz hevesim kırılmıştı. İstedim ama seyretmedim. Digitürk webtv aboneliğimin bitmesinin de bunda etkisi var aslında. Önümüzdeki hafta yine tası tarağı yüklenip taşınacağız ve bu benim aboneliği uzatma isteğimi de kırıyor. İnternet bağlantım en az 2-3 hafta olmayacak ve ben bu süre için boşu boşuna LigTV'ye para bayılmak istemiyorum.
Maçları seyredemesem de golleri izledim bu arada. Maçlardaki takımın oyunu hakkında hiçbir fikrim yok neredeyse ve hiçbir spor programını da izlemedim. Zaten izleyemiyorum o ayrı. Bir tek Rıdvan'ın yazısını okudum Kocaeli maçından sonra. Bir de tabi güzel blogları okuyorum, blog ahalisi forumlardan ve çoğu spor yazarından daha fazla sevdiriyor kendini. Sağolsunlar.
Maçları seyredemesem de golleri izledim bu arada. Maçlardaki takımın oyunu hakkında hiçbir fikrim yok neredeyse ve hiçbir spor programını da izlemedim. Zaten izleyemiyorum o ayrı. Bir tek Rıdvan'ın yazısını okudum Kocaeli maçından sonra. Bir de tabi güzel blogları okuyorum, blog ahalisi forumlardan ve çoğu spor yazarından daha fazla sevdiriyor kendini. Sağolsunlar.
Subscribe to:
Posts (Atom)