-Şike ve teşvik primi sezonu ligin bitmesine son iki ayda başlar, ilk günler biraz sessiz sakin geçer ama bu sessizlik hem yöneticiler hem de futbolcular için ön hazırlık zamanıdır.
-Yöneticinin ilk yapacağı fikstürü değerlendirmek. Gorundugu kadar kolay is degil. Once kendi fiksturune bakacaksin, deplasmanlarda kiminle oynuyorsun, yenebilecegin takimlar mi bunlar. Degilse ya da emin olamiyorsan o zaman o takimlarin fiksturune, ligdeki durumuna, mali durumuna bakman lazim.
- Aslinda şikeyi de ikiye ayirmakta fayda var. Komple bir takimin şike yapmasi ve bir veya birkac futbolcunun şike yapmasi. Mali durum incelemesi de bu asamada onem kazaniyor biraz, eger birkac kilit oyuncuyu satin almak mumkunse o zaman isi daha ucuza kapatmak mumkun. Bir yonetici olarak diger maclari da dusunerek tasarruflu hareket etmen lazim. Unutma, ne kadar cok şike yapabilirsen o kadar cok puan alabilirsin.
- Sakin ucuza kacma. Tasarruf etmek lazim dediysek, sana puan getirmeyecek oyuncu ya da takimi satin al, ucuza kapat isi demedik heralde. Kafayi calistir, en uygun oyunculari sec.
Kaleciler cok uygun ama cok dikkat cekerler, dikkatli olman lazim. Bence en az dikkat cekecek olan defans oyuncularidir, kirmizi kart gormeleri, adam kacirmalari, yalandan pres yapmalari daha az goze batar. Ayrica genele vuracak olursak onlar takimin diger oyuncularindan daha az para kazanirlar, o yuzden mali acidan paraya ihtiyac duymalari olagandir. Ben olsam parami onlara yatiririm. Tesvik priminde ise forvet oyunculari ile atacaklari gol/gol pasi anlasmasi yapabilirsin.
-Herzaman yedekte bir planin olsun. Bu, sana ve takimina gelecek puani garantiler. Bir oyuncu satin almaktansa en az iki hatta uc oyuncuyla anlasmayi dene.
-Yeteri kadar para harcayabilirim, oyuncularla ugrasmam komple takimi satin alirim dersen o zaman tabi durum biraz daha farkli. Senin hangi futbolcuya para vermeyi dusunmene gerek kalmaz, butun bunlari yoneticiler seviyesinde halledeceksin.
-Diyelim takimi veya futbolculari az cok belirledin. Iste asil is bundan sonra basliyor. Gorusmeleri asla kendin yapma. Bu isler icin once malzemeci, antrenor yardimcisi, masor, yonetici asistani gibi goze batmayan ama baska takimlarla iliski icerisinde olabilenlerden yardim alman lazim. Boylece ilerde eger şike iddialari cikarsa, "kesinlikle hicbir yonetici ile gorusmedik" ya da "x takiminin yoneticisi ile ne gorustum ne konustum" gibi aciklamalar yapmak kolaylasir. Ayrica diger yoneticilerle gorusmedigin telefon kayitlarinda da gozukur.
-Hem kendi takiminin oyunculari ile hem de baska takimin oyunculari ile tamamen profesyonel anlayis disi iliskiler gelistir. Abi kardes iliskisi kur. Oyuncularin amca ogluna, teyze kizina is ayarlama gibi minnet duygusu olusturan iliskilerle onlari kendine bagla. Bu sana ileride bir sekilde geri donecektir. Unutma, bu oyuncular baska takimlara gittiginde senin icin şike yapabilecek en uygun oyuncular olacaktir.
-Herzaman nakit para ile calis. Bankalar arasi transfer, takimin sahip oldugu evlerden birisinin tapusunun şike icin kullanilmasi gibi salakca hatalar yapma. Butun olanlarin gizli olmasi gerektigini unutma.
-Şikenin finansmanini kayitdisi kaynaklardan bulmaya calis. Muteahhit bir taraftarin klube hibe ettigi parayi kullanabilirsin.
-Şike yapilan maclardan sonra dikkatleri baska yone cekmek icin hemen sert aciklamalarda bulun. Karsi takim yoneticilerine ya da futbolcularina yuklen hatta aciklamalarina biraz hakaret serpistir. Tabi iliskileri zedelememek adina daha sonra diger takimin yoneticilerineya da oyuncularina mesaj gondermeyi unutma. Gelecekte yine calisacaksiniz ne de olsa.
Sunday, 30 November 2008
Saturday, 29 November 2008
1988-2008
Fenerbahce dogru bir kadro Besiktas yanlis bir kadroyla basladi maca. On libero sayisini ikilememek belki de Fenerbahce'nin yapacagi en iyi hareketti ve bunu Aragones sahaya cikardigi onbirle gosterdi. Mustafa Denizli'in ise Bobo ve Holosko'yu ilk onbirde sahaya cikarmamasi garip geldi bana. Fenerbahce'nin Avrupa ve Turkiye liginde gosterdigi ustun performanstan urkmus olmali(!).
Rustu'nun yan toplardaki basarisizligi ve Selcuk'un yan toplardaki boy/vurus ustunlugu, bilinen seyler. Buna Besiktas, mac oncesi ne kalecisini uyararak ne de yan toplarda ekstra onlem alarak cevap verdi. Ilk gol cok bariz bir defans ve kaleci hatasiydi. Bunu kenara yazalim.
Golun bu kadar cabuk gelecegini tahmin etmiyordum, Besiktas orta sahasi ve ileri ucu cok da kotu baslamamisti maca, Serdar, Delgado ve Nobre hizli paslarla Fener savinmasini delmeye calistilar ama Selcuk bu sefer iyi gunundeydi, Edu ve Lugano ile iyi anlasti. Carlos ile Gokhan da hem ileri ucta heraketliydiler hem de savunmada guven verdiler.
Besiktas'in golune gelecek olursak, uzunca anlatilamayacak kadar hizli ve bence bir o kadar da guzel bir atak ve gol oldu, Rustu'nun vurusunda Delgado vurmaya calisti ya da birakti ama top gidebilecegi en guzel yere gitti ve Ekrem cok guzel bir pasla ceza sahasi icerisinde, eski takimi, yeni takimi, Avrupa takimi, Anadolu takimi tanimayan ve yer tutusu ve son vuruslari ile Turkiye'ye gelmis en verimli golculerden birisi olan Nobre'nin basit ve bir o kadar da duzgun vurusuyla esitlik saglandi.
Mac basladiktan sonra Besiktas defansinin bir sekilde Guiza'yi kaciracaklarini dusunuyordum ve topun yerden sekmesiyle Volkan belki hayatinin en guzel gol pasini vermis oldu. Guiza vurusu yapmadan once dusunecek,tasinacak, vazgececek, yeniden dusunecek, tasinacak kadar vakit buldu topa vurmak icin ve Rustu'yu cok akillica avladi. Daha onceki maclardaki gibi kalecinin uzerine giden sert bir vurus yapmadigi icin sukur demek lazim.
Sonrasi icin ise macin daha da guzel gececegi ve daha fazla gol olacagini dusunurken, Bunyamin Gezer bana gore gereksiz yere Cisse'ye ikinci sariyi gosterdi. Bu dakikadan Mustafa Denizli'nin Holosko'yu alip defanstan Zapo'yu cikarana kadar cok durgun bir mac oldu ama Fenerbahce'nin bu maci almasi icin kesinlikle iki farki yakalamasi ve rahatlamasi gerekiyordu. Besiktas on kisi olmasina ragmen macin sonucu ne olur tahmin etmek imkansizdi bence. Holosko girince Besiktas iyice gevsedi, hem Fenerbahce dortlusunu gecemediler hem de geride daha fazla pas hatasi yapip Fenerbahce'ye harcamasi icin cokca firsat verdiler. Yine de son duduk calana kadar 3 puan yazamadim hesap listeme.
Zevkli ve cekismeli macti, Cisse atilmasaydi cok daha gollu bir mac olurdu. Aragones'in kurdugu takimi ve oyuncu degisikliklerini begendim, uzun zamandir ilk kez maca mudahale ettigini, uzun zamandir ilk kez bir gole sevindigini, bir digerine uzuldugunu, duygusal bir tepki verebildigini gordum. Sevindim.
Not: Yirmi sene onceki kadrolar efsane isimlerle dolu, simdi olsalardi ne yaparlardi acaba.
Thursday, 27 November 2008
Toplar
ortaokul duzeyinde ingilizceniz varsa bir zamanlar okuldayken size ogretilen ingilizce kalimelerden ilk yuz tanesinin icinde mutlaka ball (top), oldugunu hatirlarsiniz.hatirlamiyorsaniz, unuttuysaniz, ya da pek umurunuzda degilse o zaman simdi ogrenmis oldunuz. ogrendiginiz bu kelimeyi bir baska anlamda da kullanmak mumkun ingilizce'de.
toplar ayni zamanda amiyane tabiriyle tasak anlamina da geliyor. konuyla ve postla ne alakasi var, geliyorum.
gecenlerde kitapcinin birinde bir kitap buldum, kitabin ismi "balls" yani "toplar", dolayisiyla kitabin konusu futbol, futbolcular, yedikleri haltlar, hakemler vs uzerine.
kitabin kapagi yukarida gordugunuz kapak.
guzel kapak, tekmenin nereye gittiginden tam emin olamadim yalniz, eger Beckham'in toplarina gidiyorsa, kitap icin cok uygun olmus. kapak ayni zamanda kitabi da cok guzel tanimliyor.
toplara gelen bir tekme kadar etkili icerige sahip.
oradan birkac alinti yapacagim yakin zamanda, simdiden isitayim ortami dedim.
gecen bir gun daha
sabah kalkis, mekan cambridge, ev buz gibi yine, dus alma, giyinme, saat zaten 9 olmus. en gec saat 10da iste olmak lazim.
araba hatun kiside, ise yine motorla gidilecek, bostan catlatan soguklar baslamis, yerler hergun islak, dikkat etmek lazim.
evden cikmadan once kahvalti, boktan corn flakes, en hizlisi hazirlanan o.
motor kiyafetlerinin giyilmesi, en az on dakika. gobek buyuyor, yakinda pantolona sigmayacagiz.
kiyafetler ve kaskla iyice robot moduna burunus, motoru isitma, garaji kilitle, evin kilidi yok, kapiyi cek cik.
yol 25 dakika, sehir icine girmeden git, trafik var, aralardan gecilir ama isiklarda cok zaman kaybedilir,
sen beni dinle otobana bas. kadranda doksan mil/saat gor, yerler islak aman dikkat.
otobandan cik, isyerine ulas, saat 10, guzel. simdi soyunma fasli, neyse ki giyinmekten daha kisa.
takim taklavati cantaya tik, gir isyerine otur bilgisayarinin basina. gunaydin falan filan, once bir maillere bakis at.
sabah klasigi ntvmsnbc, isyerinde acilabilen en az got gobek gosteren site o sonucta, oku biraz, ne olmus memlekette. biz uyurken deprem, afet var mi? yok, iyi.
is guc baslamadan bi kahve doldur kendine, yoksa uyuyakalacaksin.
is guc baslasin, ogle arasi, yemek yemek lazim. ingiliz milletine uydurdun mideyi, memlekette ne guzel guzelim kebap, uc kap sicak yemek varken burda skindirik soguk sandvice aban.
tavuk, mayo salata.
ogleden sonra, bayik gecen bir gun daha, uc bes is muhabbeti, o da olursa, olmazsa daha guzel, ne konusacaksin yoksa elin ingiliziyle.
bi saat gec gelmissin, aksam alti bucuga kadar durmak lazim. son yarim saatte dakikalari say. altibucuk oh, yuru, anca gidersin.
giyinme fasli yine, hava beste kararmis zaten. cok soguksa sehir icinden git bu sefer, otoban kasar.
yediyi biraz gece evdesin, hatun kisi, yemekle ugrasir, sen bilgisayar acarsin, sanki butun gun baska bisey yapmis gibi.
haberler, bloglar, yazma istegi, okuma istegi, youtube biraz. yemek yenir,
haftaici, sampiyonlar ligi yoksa mac da yok, tv'de baska bisey var mi? var, otur izle o zaman.
saat on olmus, kendini tv karsisindan kaldirabilirsen, yeniden bilgisayar basina oturtursun belki.
yine biraz oku, bu sefer yaz da.
oniki, uyku bastirir, biraz kitap oku, tercihen bilgisayar, futbol ya da polisiye. iyice uykun gelsin. geldi. yat zibar, yarin aynisindan bi daha yapacaksin.
araba hatun kiside, ise yine motorla gidilecek, bostan catlatan soguklar baslamis, yerler hergun islak, dikkat etmek lazim.
evden cikmadan once kahvalti, boktan corn flakes, en hizlisi hazirlanan o.
motor kiyafetlerinin giyilmesi, en az on dakika. gobek buyuyor, yakinda pantolona sigmayacagiz.
kiyafetler ve kaskla iyice robot moduna burunus, motoru isitma, garaji kilitle, evin kilidi yok, kapiyi cek cik.
yol 25 dakika, sehir icine girmeden git, trafik var, aralardan gecilir ama isiklarda cok zaman kaybedilir,
sen beni dinle otobana bas. kadranda doksan mil/saat gor, yerler islak aman dikkat.
otobandan cik, isyerine ulas, saat 10, guzel. simdi soyunma fasli, neyse ki giyinmekten daha kisa.
takim taklavati cantaya tik, gir isyerine otur bilgisayarinin basina. gunaydin falan filan, once bir maillere bakis at.
sabah klasigi ntvmsnbc, isyerinde acilabilen en az got gobek gosteren site o sonucta, oku biraz, ne olmus memlekette. biz uyurken deprem, afet var mi? yok, iyi.
is guc baslamadan bi kahve doldur kendine, yoksa uyuyakalacaksin.
is guc baslasin, ogle arasi, yemek yemek lazim. ingiliz milletine uydurdun mideyi, memlekette ne guzel guzelim kebap, uc kap sicak yemek varken burda skindirik soguk sandvice aban.
tavuk, mayo salata.
ogleden sonra, bayik gecen bir gun daha, uc bes is muhabbeti, o da olursa, olmazsa daha guzel, ne konusacaksin yoksa elin ingiliziyle.
bi saat gec gelmissin, aksam alti bucuga kadar durmak lazim. son yarim saatte dakikalari say. altibucuk oh, yuru, anca gidersin.
giyinme fasli yine, hava beste kararmis zaten. cok soguksa sehir icinden git bu sefer, otoban kasar.
yediyi biraz gece evdesin, hatun kisi, yemekle ugrasir, sen bilgisayar acarsin, sanki butun gun baska bisey yapmis gibi.
haberler, bloglar, yazma istegi, okuma istegi, youtube biraz. yemek yenir,
haftaici, sampiyonlar ligi yoksa mac da yok, tv'de baska bisey var mi? var, otur izle o zaman.
saat on olmus, kendini tv karsisindan kaldirabilirsen, yeniden bilgisayar basina oturtursun belki.
yine biraz oku, bu sefer yaz da.
oniki, uyku bastirir, biraz kitap oku, tercihen bilgisayar, futbol ya da polisiye. iyice uykun gelsin. geldi. yat zibar, yarin aynisindan bi daha yapacaksin.
Wednesday, 26 November 2008
Taraftardan Volkan'a

Bugun once ntvmsnbc'de sonra da antu.com'da gordum taraftarin tepkisini. Aylardir, yillardir bekledigim bir tepkiydi ne yalan soyleyeyim. Antu'da editorun yazdigi yazi, taraftarin hep destek tam destek bagini Volkan'dan kopardigini gosteriyor.
Taraftar psikolojisini anlamak zor degil, sana kelek yapani yuhala, benim gol atmam onemli degil onemli olan Fenerbahce diyebilecek kadar kurnaz olani bagrina bas.
Yaptigi abuk sabuk, anlamsiz ve bazen ahlaksiz hareketlerde arka cik.
Volkan'a yapilan da buydu bence senelerdir. Taraftarin tepkisinin yonetimin ilgisini cekmesi umuduyla.
Tuesday, 25 November 2008
smirnoff ile fener ayni bardakta
Ancak portakal suyu ve Smirnoff vodka ile izleyebildim maci. Alkol bunyeye bu kadar etki etmese, ah keske soyle yapsaydik soyle oynasaydik derdim ama simdi icimden gelmiyor. Neseli birseyler izlemek, dinlemek, duymak istiyorum. En iyisi biraz torrent'e abanmak, bir de youtube var sagolsun.
kederdeyim dostlar ama geri gelecegim.
kederdeyim dostlar ama geri gelecegim.
Quaresma'ya 1, Porto'ya 2
Sampiyonlar Ligi baslamak uzereyken Porto ile ilgili geyikler donup duruyordu, bircok yerde gecen bahsi hatirlarsiniz.
Efendim Porto'nun Fener'e en buyuk kiyagi oldu bu, Porto futbolcusu Quaresme'yi verdi Inter'e Fener'e gun dogdu.
O zaman ben de vay be, iyi olmus demistim kendi kendime, sonra lige ve ardindan Sampiyonlar Ligine basladik.
Sonuclar malum, sonuclardan ote, ortaya konan futbol daha da malum. Simdi oturmus dusunuyorum, isyerinde
etrafimda futbolun dogdugu ulkenin insanlarina da caktirmadan kendi dilimde yaziyorum, gecen sene oynadigimiz maclar geliyor aklima.
Kimlere karsi oynadik gecen sene, Inter, Sevilla, Chelsea. Kimler vardi o takimlarda, hangi dunya yildizlari , ve biz Avrupa'da soz sahibi olamamis bir takimdik.
Ama hic bas egmedik, hic umidimizi yitirmedik oynarken. Hangi motivasyonla oynadi futbolcular hicbir fikrim yok ama gecen sene inanilmazdi.
Bu sene "Fenerbahce'de gulunce problem oluyor" diye aciklama yapan Kazim, gecen sene Chelsea macinda attigi golden sonra "Hocamiz devre arasinda, karsi takim futbolcularinin sizden bir farki yok cikin oyununuzu oynayin" diye aciklama yapiyordu. Yine dusunuyorum, Zico'nun futbolcusuna soyledigi bu cumleyi. Belki cok klasik bir motivasyon cumlesi olabilir ama eninda sonunda
sahaya inenlerin hepsi insan. Yoksa Lugano'nun gecen sene Drogba'yi tutabilecegine inanir miydiniz? Ama tuttu.
Ilk macimizda Porto'ya yenildigimizde, grubun en zayif takimi oldugunu dusunuyordum, halen de ayni seyi dusunuyorum.
Eger gaz ve toz bulutu evrenin olusumundaki etkisini bizim uzerimizde de gosterirse, o zaman bugun Fenerbahce, Porto'lu futbolculara, mac sonunda Carlos'un formasini almanin verdigi sevincten baska birsey yasatmayacaktir.
[edit]: baska sevincler de yasattik adamlara, canimiz sagolsun...
Efendim Porto'nun Fener'e en buyuk kiyagi oldu bu, Porto futbolcusu Quaresme'yi verdi Inter'e Fener'e gun dogdu.
O zaman ben de vay be, iyi olmus demistim kendi kendime, sonra lige ve ardindan Sampiyonlar Ligine basladik.
Sonuclar malum, sonuclardan ote, ortaya konan futbol daha da malum. Simdi oturmus dusunuyorum, isyerinde
etrafimda futbolun dogdugu ulkenin insanlarina da caktirmadan kendi dilimde yaziyorum, gecen sene oynadigimiz maclar geliyor aklima.
Kimlere karsi oynadik gecen sene, Inter, Sevilla, Chelsea. Kimler vardi o takimlarda, hangi dunya yildizlari , ve biz Avrupa'da soz sahibi olamamis bir takimdik.
Ama hic bas egmedik, hic umidimizi yitirmedik oynarken. Hangi motivasyonla oynadi futbolcular hicbir fikrim yok ama gecen sene inanilmazdi.
Bu sene "Fenerbahce'de gulunce problem oluyor" diye aciklama yapan Kazim, gecen sene Chelsea macinda attigi golden sonra "Hocamiz devre arasinda, karsi takim futbolcularinin sizden bir farki yok cikin oyununuzu oynayin" diye aciklama yapiyordu. Yine dusunuyorum, Zico'nun futbolcusuna soyledigi bu cumleyi. Belki cok klasik bir motivasyon cumlesi olabilir ama eninda sonunda
sahaya inenlerin hepsi insan. Yoksa Lugano'nun gecen sene Drogba'yi tutabilecegine inanir miydiniz? Ama tuttu.
Ilk macimizda Porto'ya yenildigimizde, grubun en zayif takimi oldugunu dusunuyordum, halen de ayni seyi dusunuyorum.
Eger gaz ve toz bulutu evrenin olusumundaki etkisini bizim uzerimizde de gosterirse, o zaman bugun Fenerbahce, Porto'lu futbolculara, mac sonunda Carlos'un formasini almanin verdigi sevincten baska birsey yasatmayacaktir.
[edit]: baska sevincler de yasattik adamlara, canimiz sagolsun...
Monday, 24 November 2008
Wenger vs Aragones
Ingiltere ligi de bizdekine benzer bir hafta gecirdi. Cokca beraberlik, hickimseye yaramayan bir hafta. En zararli cikan Arsenal, en karli ise Tottenham. Arsenal kendini ilk dordun disinda, Tottenham ise son ucun disinda buldu. Arsen Wenger ile Aragones'in arasinda on yas fark var ama takimlarinin liglerindeki durumunda pek bi farklilik yok.
Buyuk takim ve profesyonel yonetim tanimlamalari herzaman yazilara konu edilir, bakalim sezon sonuna kadar bu iki takimin idari yonetimi, teknik yonetimi konusunda nasil kararlar verecek.
12 yildir Arsenal'in basinda olan Wenger'in Ingiltere futboluna kazandirdigi genc yeteneklerin muruvvetini gormeden biryere gidecegini sanmam. Aragones ise Fenerbahce'yi sampiyon yapsa da yapmasa da sozlesmesi bitince (ki umit ediyorum sozlesmesini tamamlayabilir) emekli olacak. Turk futboluna kazandirdigi en buyuk genc yetenek de Gurhan olacak, olabilirse.
Buyuk takim ve profesyonel yonetim tanimlamalari herzaman yazilara konu edilir, bakalim sezon sonuna kadar bu iki takimin idari yonetimi, teknik yonetimi konusunda nasil kararlar verecek.
12 yildir Arsenal'in basinda olan Wenger'in Ingiltere futboluna kazandirdigi genc yeteneklerin muruvvetini gormeden biryere gidecegini sanmam. Aragones ise Fenerbahce'yi sampiyon yapsa da yapmasa da sozlesmesi bitince (ki umit ediyorum sozlesmesini tamamlayabilir) emekli olacak. Turk futboluna kazandirdigi en buyuk genc yetenek de Gurhan olacak, olabilirse.
Saturday, 22 November 2008
Bir puan kazandik!
Biraz once antu'dan okudum Aragones "Bir puan kazandik" demis. Mustafa Denizli'nin Fenerbahce'nin basindayken bir demeci vardi. Sampiyon olmamiz icin 73-74 puan civarinda puan toplamamiz lazim gibi birsey soylemisti. O zamanlar Istanbul'da calisiyordum, kendi kendime not tutmaya baslamistim, tamam bu hafta aldik 3 puan, kaldi bilmem kac puan, vs. Olayin eninde sonunda temel matematikte kilitlenecegi kesin, rakiplerinizden alsaniz verseniz bile toplamda uc asagi bes yukari Mustafa Denizli'nin cikardigi puan gibi bir alt siniriniz var.
Bugun bir puan kazandik ama 22 hafta kaldi ve bizim sadece 20 puanimiz var. Kalan maclarda en az 53-54 puan almak demek icerideki her maci kazansaniz bile disarida da bircok deplasman macini kazanmaniz demek. Bunlar herkesin bildigi seyler aslinda yazmanin cizmenin anlami yok, anlamli olan tek sey Fenerbahce'nin mantalitesinin tamamen degismesi gerektigi.
Fenerbahce Anadolu deplasmanlarina 1 puan kapmaya giden bir takim olacaksa sundan eminim ki cogu zaman alamadan donecektir.
Bakalim haftaya Mustafa Denizli'den 3 puani alabilecek miyiz?
Bugun bir puan kazandik ama 22 hafta kaldi ve bizim sadece 20 puanimiz var. Kalan maclarda en az 53-54 puan almak demek icerideki her maci kazansaniz bile disarida da bircok deplasman macini kazanmaniz demek. Bunlar herkesin bildigi seyler aslinda yazmanin cizmenin anlami yok, anlamli olan tek sey Fenerbahce'nin mantalitesinin tamamen degismesi gerektigi.
Fenerbahce Anadolu deplasmanlarina 1 puan kapmaya giden bir takim olacaksa sundan eminim ki cogu zaman alamadan donecektir.
Bakalim haftaya Mustafa Denizli'den 3 puani alabilecek miyiz?
Gelsin caylar, bitsin mac...
Uzun aradan sonra ilk kez bastan sona mac seyretme firsati bulabildim bugun. Gecen haftaki Fenerbahce-Ankaraspor macinin ilk yarim saatini izleyememistim. Digiturk WebTV sagolsun, web sitesine giris yapip aylik abonelik satin alana kadar yarim saat gecti. Web sitesinin ozellikle mac gunleri kagni hizinda calistigini anlamislar heralde ki maci direk izleyebilmek icin ayri bir web sitesi uzerinden giris saglamislar. izle.digiturkwebtv.com adresine hic oyle insanin sinirlerini hani su kolilerden cikan kopukleri birbirine surtunce cikan ses gibi bozan flash animasyon falan koymamislar, kullanici adi ve sifre soran bir ekran cikiyor karsiniza. Ama problem su ki, eger daha once maci ya da aboneligi satin almadiysaniz bi anlami olmuyor o sitenin de. Gidip asil sayfadan almak gerekiyor. Nitekim oyle oldu gecen hafta ve Carlos'un golunu goremedim dolayisiyla.
Neyse efendim, gecen hafta geride kaldi, aldik maci, hersey guzel, daha ne olsun.
Bu hafta gunduz maci olacakmis onu da bu sabah bakinca ogrendim. Mekan Ingiltere, saat farki 2. Yani orda neyse, cikar iki saat, iste saat burda oyle. Neyse, sabah internet sefasi, haberleri okuyus, bloglara biraz goz atis, sonra saat 1 oldu basladik maca. Mac boyunca guzel olan tek sey sabah kahvaltisinda demlenen caydan fazladan birkac bardak daha icmem oldu heralde.
Ben en son biraktigimda ve uzun bir sure seyredemedigim zamanda Fenerbahce ardarda guzel maclar cikardi. Benim sansima midir bilmiyorum ama bu mac benim en son biraktigim maclar gibiydi. 60inci dakikada Aragones Selcuk'u cikarip yerine Kazim'i aldiginda. Tamam iste dedim, budur. Cok ahim sahim olmayacakti belki ama Kazim saga, Deivid Guiza'nin gerisine. Dedim simdi aliriz maci. Kurt teknik adam Ankaragucu'nu 60 dakika yorduktan sonra simdi hamlesini yapti dedim. Biraz hareket geldi maca gercekten, ve hatta Deivid kaleyi bulamayan ama oyuna hareket getiren bir sut atti. Hemen ardindan bir oyuncu degisikligi daha, bu sefer kenarda Maldonado var. Aklimdan geciriyorum, Josico yorulmus olmali, onu cikaracak diye. Ama Deivid cikti oyundan. Ayni dizilise geri donduk. Ayni dizilis, ayni hareketsizlik, ayni sıkıcı paslasmalar, ayni bir turlu Guiza'yi bulamayan toplar...
Maci bitirdik. Cay da bitmisti zaten.
Thursday, 13 November 2008
Internet olmadan olmuyormus
Sonunda Virgin Media'nin internet hizmetine kavusabildik. Okuyacak bir suru blog var, hemen baslamak lazim...
Subscribe to:
Posts (Atom)


