Friday, 19 December 2008

Cin'e kadar gittim, donecegim..



Yarin bu saatlerde tahminen Asya kitasi uzerinde biryerlerde olacagiz. Ben kulagima motorsiklete bindigimde taktigim tipalardan takacagim. O kadar yol, git git bitmeyecek cunku. En sinir bozucu yani ucagin motorlarinin durmaksizin devam eden gurultusu zaten. Bilgisayarsiz yapamam diye yanima hacerimi de alacagim. Iki hafta Cin milleti nasil bu kadar uremis yerinde gormeye gidiyorum.

Tuesday, 16 December 2008

Smiley - Am Bani De Dat



Her izledigimde, maca gideyim, hoplayayim, ziplayayim diyorum. Bir de ne dediklerini anlasam..

Sunday, 14 December 2008

el clasico

ta koeman ve cruijff zamaninda kalbimi fethetmisti barcelona. cocuktum o zamanlar, sonra ilk is hayatima atilip calismaya basladigimda sirkettekilerle hali saha maclari yapmaya baslamistik. iki takim cikarabiliyorduk, birisi barcelona digeri real madrid. bizim takim barcelonaydi. her hafta oynadigimiz bu maclar icin forma bile yaptirmistik. 6 sene falan oldu gerci giymeyeli ama hala saklarim o formayi.

el clasico'yu seyretmek ya da seyretmemek insanin futbola bakisini degistiriyor. ya da soyle soylemek lazim, bunun uzerine artik futbol mu izlenir. izlenir tabi, ama ayni zevk alinir mi?
zorlayacagiz kendimizi artik.

daha fazla gol olmasini umit ediyordum ama olmadi. yine de cok guzeldi. barca favoriydi, real madrid'in kazanmasina ihtimal pek verilmiyordu. ramos takimina guvenini mactan onceki aciklamasinda esprili bir sekilde soyle soylemis. "bugun belki de bircok kisiyi bahis milyoneri yapabiliriz". yapamadilar, cogunluk da zaten bahislerini barca'dan yana oynamistir, suphe yok.

aklimda kalan birkac goruntu var, cogu dogal olarak barcelona'dan. iki kalecinin de performanslari muhtesemdi. casillas icin ayri bir post var aklimda, 27 yasinda real madrid kalecisi olmak, yakinda yazarim. messi'nin ultra hareketli gecesi, ve buna karsilik real madrid'lilerin "vurun kahpeye" harekati. penalti, mukemmel kurtaris, henry'nin ve eto'o'nun topa boyle vurulur sutlari. toure'nin cikislari. ve taraftar, ve stad.

bunun uzerine yarin fenerbahce macini seyretsem mi bilmiyorum.

Friday, 12 December 2008

Ogul Balı

deyimler sozlugune bakiyordum gecenlerde, orada karsima cikti bu "ogul bali" deyisi. evladinin kazancindan faydalanmak demek.
evlat yetistiriyorsun en az bir yirmi yil, sonra bir is buluyorsun, bulamazsa hala besliyorsun evinde. sokaga atacak halin yok sonucta.
sonunda da bir is buldugunda sen de ucundan kenarindan kazaniyorsun. genelde bu manevi anlamda oluyor tabi aile ortamina vurursan, somurmuyorsun
evladinin butun varligini. seviniyorsun, muruvvet gormek gibi bisey. bunlari aslinda buyuklerimize sormak lazim, ben henuz o kadar buyumedim.

futbol inanilmaz buyuk bir endustri oldu artik, renk sevdasini ayri tutmuyorum, bu endustriyi besleyen de taraftar sonucta.
ama yetmiyor taraftar, borsada islem goren, halka acilan, sirket haline gelmis kluplerin para bulmasi lazim. artik eskisi gibi uc bes yonetici ihracattan ya da
insaat sektorunden kazandigi buyuk paralari kluplere hibe ediyorlar midir, bu borsa, hisse ortaminda olasilik disi geliyor. her girdiyi ciktiyi bildirmeniz gerekiyor.
hadi diyelim oradan da para geliyor klube. ve tabi tv ve reklam gelirlerini de unutmamak lazim. alt alta topladiniz, cikardiniz, hesabinizi yaptiniz, yine eksik var.
ne yapacaksiniz. iste o anda, ogul bali devreye giriyor. eger elinizde o zamana yetistirdiginiz ogullariniz varsa ne ala.
bircok anadolu klubunun su anda yaptigi da biraz bu aslinda. kasaya biraz daha para aktarabilmek icin ogullarini satmak.
musterisi de anadolu kluplerinden birazcik daha iyi durumda olan diger Turk klupleri. Basta Fenerbahce, sonra Besiktas, belki Galatasaray, belki Trabzonspor.

Bu takimlar tuketici kategorisindekiler. Aslinda futbolcu yetistirme ve arama islerini outsource ediyorlar da diyebiliriz.
nasil olsa param var, harcarim diyorlar. Buraya kadar buyuk kluplerin yaklasimini anlayabiliyorum. Cebindeki parayi kullaniyorlar, o an icin yapilan bir transfer icin
belki maliyetin cok yuksek oldugu gozukebiliyor ama olayi cok uzun vadeye yayarsaniz aslinda maddi acidan mantikli. Ogul yetistirmek kolay degil, yillarca besle, egit.Ama mantik her zaman en iyisi anlamina gelmiyor tabi.

her saticinin bir alicisi var bu piyasada. Anadolu klubu en kiyak satisini Fenerbahce'ye yapabilirken, Fenerbahce de
kendi seviyesinden yukaridaki alicilara neden oyuncu yetistirip satamasin. Iste burada biraz tuketici olmaktan cikiyorsunuz, kendi ihtiyaclarinizi hem outsource edip Anadolu'dan karsiliyorsunuz,
hem de kendi yetistirdiginiz ogullarin balinin tadina bakiyorsunuz.

Su anda takimin yarisindan fazlasi yabanci futbolcu ve bu yabancilarin hicbiri 25 yasinin altinda degil. Alex son demlerini yasiyor, bence bir sezon daha oynar sonra hem basin,
hem yonetim, hem teknik ekip ipini ceker. kim gelecek ardindan peki. milyonlarca euroya alinacak bir baska yasi 25-26 ve uzeri futbolcu bulunacak. ya da 30larinda dunya yildizi.
son birkac yilini aziz yildirimin kanatlari altinda gecirmeye gelecek bir baska yildiz daha. taraftarin ilgisini, sirket olmus klubun stadyum, reklam, forma gelirini dusunursek
buna da tamam. ama bu oyuncularin yaninda 19-23 yasi arasinda en az 3-4 futbolcu olmali.

Kiev macinin son dakikasinda oyundan 19 yasindaki oyuncu cikip bir baska 19 yasindaki oyuncu giriyor. Seneler once Hooijdonk'un Semih'le saha icindeki konusmalarini, Hooijdonk'un
Semih'e birseyler anlatmaya calisan goruntulerini hatirliyorum. Simdi Roberto Carlos'un yaninda Gokhan Gonul yetisiyor. Orta sahada sizin yetistirdiginiz oglunuz var mi?

Semih'in satilmasini istemem, o Fenerbahce'nin futbolcu yetistirebildigine verilebilecek tek ornek cunku.
ama elinizde 2 tane daha Semih olsa, genc takimdan 3 tane daha Semih gelecegini biliyor olsaniz ve Juventus kapinizi tiklatsa. O zaman bal tutan parmagini yalamaz da ne yapar?

Thursday, 11 December 2008

herkese benden cay, volkan sana yok.

cayinizi icin ki iciniz isinsin biraz, soguktan pipiniz dusmus olabilir. biraz kossaydiniz isinirdiniz ya neyse. volkan, kalede garibim beyni dondu, ne zaman cikis yapacagini pek kestiremedi zaten.
yo ama durun, volkan zaten beyni donmasa da boyle degil miydi? yapisiyla ve refleksleriyle tam bir kaleci goruntusu verse de, kafasini kullanmasi gerektiginde bu kadar aciz kalmasi
insani uyuz ediyor. eh artik bu macin da uzerine "once stad, tesis, altyapi, sonra yildiz futbolcu gelir,haftaya baskancigim, unutma kaleci getir" demek istiyorum.

uzulmeye alismistik biz zaten ama bu sene cok daha kotu vurdu bu huzun. cunku gecen sene sevinci gorduk. bir cocugun elinden sekerini aldiginizdaki gibi kalakaldik.
6 tane macin hepsinde belki sekeri geri aliriz diye basladik, bir damla gozyasi gozumuzden akmakla akmamak arasinda kaldi mac bittiginde.

nedendir bilmem, zeki muren'in kandil siirini bu postun sonuna uygun gordum.

ay ışığında yola koyuldum
elimde kandil, gözümde mendil
vefa arıyorum, dost arıyorum
şefkat arıyorum, aşk arıyorum

vefa uzaklarda kalan bir his
dost, eski şarkılardan bir iz
şefkatse bardaki sarışın kız
dizlerimde derman, kandilimde yağ bitti

bulamadım gitti...

Sunday, 7 December 2008

Enstruman calabilen kadin sanatcilar #2


Janine Jansen

Saygi duyuyorum. Ayrica bu ablamiza sevgi de duyduk, birden icimiz isindi kendisine.

Saturday, 6 December 2008

ellenmemis denizli-fenerbahce notlari


ilk bes dakika baski yiyoruz
10uncu dakikada denizli pas sov
15 kazimin ortaya yaklastigi an, alex kotu vurdu
caner uzaktan yoklayip duruyor
20 carlos berbat orta, guizaya atmaya calisiyor, niye
alexin basinda devamli biri var,
23 alex carlosa, illa ona attirmaya calisiyorlar serbestten golu
kanatlar calissin, calismiyor
caner! gokhana vuruyor resmen, ilginc
28 alexten sut, kaleyi gormeye kasti, yerden sert. alex anladi baska turlu gol olmayacagini.
ya duran top olur ya da bu mac boyle biter. alex nefes alamiyor bile.
31 caner yine dana gibi giriyor ama hakem gormedi ya da atladi
33 kazimin hareketleri, carlosun pasina abuk sabuk bakisi, sokakta gorsen essek sudan
gelinceye kadar doversin. gulunce problem oluyormus, profesyonel bi durus sergilese eyvallah
36 gokhan inat etti, harcadi.
38 biraz hareketlendik sanki. ama yok
39 duran top alex carlosa sicis. guiza sicis.
40 kazim yalandan oynuyor, yine kostu biraz birakti sonra
sol kanadi hic denemiyoruz, carlosla wederson ordan bastirsa
bikac defa sag tarafi kullandik, kazim gokhan, olmadi#
45 caner kendini atiyor, o kadar bariz ki, ilginc
volkan manyak kurtardi, helal. refleks mukemmel. golu yeseydik mac bitmisti.
kose vuruslari , ivan divandelene dikkat.
ilkyari ozeti volkanin kurtarisi.

devre arasi, ne garip yorumlar. kim yorumcu? oktay?
hoparlorden horoz sesi ne alaka yahu.

47 selcuk gokhani kaciriyor korner, cok guzel
50 ikinci yari daha istekli basladik
alex yine yokladi, paslasmalar guzel. bir isik var, olacak sanki.
54 gokhan yine israr ediyor, yine kaptiriyor, niye yav
55, gol geliyor. gelmedi
58 deivid ve emre, josico ve vederson
60 emre cok guzel vurdu. aldik maci
71 kazim sari, garip
carlos kendi kalesinae atiyordu, volkan bosa cikti.
74 geriye yaslanmayin
76 denizli serbest vurus, tam kalenin karsisi, ne bu simdi ya
caner vurdu, abandi hiyar
alex daha serbest oynuyor artik
onder gokhan degisti bu arada

79 deividin vurusu gol ama vermedi, gormek kolay degil normal
83 hem onder hem guiza cok garip sekilde kornere atiyor topu
baski yiyoruz, cikis yapsak ileri
bitti, 3 puan iyidir.

ozet: volkanin kurtaris, emrenin golu, deivid'in golu

Thursday, 4 December 2008

Gelenler dişli çıktı! Peki kim gidecek?

West Bromwich Albion'u saymazsak Stoke City ve Hull City bu sene geldikleri Premiere League'de diger ekipleri zorlayacaklarini gosterdiler. Hele Hull City'nin ilk on mactaki performansi alkislanacak boyuttaydi. Halen de cok iyi gidiyorlar, teknik direktorunu de gozum cok tuttu. Seneye de bu takimi seyredecek olmamiz beni sevindiriyor.

WBA kendini kurtarabilir mi bilmiyorum ama Stoke ve Hull boyle devam ederse, peki ya kim gidecek?
Sunderland yeni teknik ekibini bulup kendini kurtarabilir mi?
Peki bu sene sonunda Tugay, Turkiye'ye kesin donus yapar mi?

Ne dersiniz?

Alan Michael Sugar



Alan Michael Sugar ismini duyan var midir Turkiye'de bilmem. Aslinda soyle soylersem belki 80lerde cocuk olanlariniz hatirlarsiniz.

AMSTRAD

O zamanlar Amstrad bilgisayari yapan firmanin sahibi oluyor kendisi. Ve bendenizin eski patronu. Yaklasik 3 sene kadar 800 Milyon Sterlin serveti olan ve "Sir" unvani olan bu insan icin calistim Amstrad'da. Amstrad artik eskisi gibi bilgisayar yapmiyor. SKY'a uydu alicisi yapiyor. Alan Michael Sugar gectigimiz sene Amstrad'i SKY'a 125 Milyon Sterline satti. Simdi yine bos durmuyor uzaktan takip ettigim kadariyla. Ingiltere'nin "The Apprentice" programindaki kendine cirak arayan patron olarak da televizyonda izliyoruz kendisini. BBC dort sezondur vazgecmedi, daha da vazgecmeyecek sanirim.

Neyse biz biraz futbola donelim. Alan Michael Sugar 1991 yilinda Tottenham Hotspur'u satin aliyor ve 9 sene boyunca klube baskanlik yapiyor. 9 yil boyunca garip icraatlarda bulunuyor ve sonunda klubu satiyor. Halen bir miktar hissesi var diye duydum gerci.

Adam tam bir isadami. Klubu de bir sirket gibi yonetmeye calismis zamaninda, o yuzden taraftarlarla arasi acilmis. Adamin nasil bir karaktere sahip oldugunu bildigimden sunu rahatlikla soyleyebilirim. Taraftar adamin umurunda falan olmamistir butun bu klup patronlugu esnasinda.

Klube sansasyonel birkac transfer yapmis zamaninda, Klinsmann bunlarin basinda geliyor ama 9 yil icinde sadece bir kupa kazanabilmis Spurs.

Butun bu bilginin ve Amstrad'da calismanin ne faydasi oldu derseniz. Soyle soyleyeyim,
White Hart Lane'de Amstrad'a ayrilmis bir executive box var. Halen de var sanirim. 8 kisilik bu mekana sirket calisanlari girebiliyor. Bize de birkac mac seyretme sansi dogmustu bu sayede. Taraftarin arasinda seyretmeyi tercih ederdim maclari ama orasi da fena sayilmazdi.

Bilmem bu yuzden midir ama Tottenham'a yakinligim vardir her zaman. Bu sene bahtim hem Fener'den hem Tottenham'dan yana kara cikti ama umidimi henuz yitirmedim.

Tottenham'la ilgili daha da yazacagim. Bu post eski patrona, yolu acik olsun.

Wednesday, 3 December 2008

Monday, 1 December 2008

Allegria do Povo


Daha once okudugum kitaptan birkac alinti yapacagimdan bahsetmistim.

Iste ilki: Garrincha.

Kitabin "Sex" basligi altinda tanitilan Brezilya'nin kimilerine gore en buyuk futbolcusu.
1958 ve 1962 Dunya Kupasi maclarinda Pele ile birlikte oynadiklari hicbir maci kaybetmemis Brezilya.
Yay bacakli, tembel, hicbirsey umurunda olmayan bir adam.
Calistigi tekstil fabrikasindan tembellik ettigi icin kovulmus, ama patron onu futbol oynarken gorup sirketin Club Pau Grande takiminda oynatmaya karar vermis.
Futbol da aslinda pek umurunda degilmis, 1950 Dunya Kupasini seyretmek yerine balik tutmaya gidermis. Umurunda oldugu en onemli sey kadinlar.
18 yasinda evlenmis, 8 kiz cocugu olmus bu evlilikten. Erkegi bulana kadar denemeye devam etmis zannimca. Rio'da bir baska kadindan iki cocugu daha olmus. Sonra Isvec'te bir kadindan bir cocugu daha. Botafogo takiminin baskan yardimcisinin kiz arkadasiyla isi pisirmis bir aralar. Daha sonra da samba sarkicisi Elza Soares icin karisini terketmis. Sonra da evlenmis bu ablamizla. Tam 15 sene evli kalip Elza Soares'ten de bir cocuk sahibi olduktan sonra ondan da ayrilip bir baskasiyla evlenmis. Oradan da bir cocuk.
Sonra heralde o kadar cocuk, o kadar kadin, derken depresyon ve icki komalari. 1983 yilinda 49 yasinda hayata veda etmis.

Garrincha'nin bilinen ozellikleri bunlar, iddia edilen ve kizlarinin dava acmalariyla sonuclanan bir ozelligi daha varmis. Bunu direk kitaptan aktaralim.

"In 2001, the great womaniser's penis became the subject of a heated courtroom debate. A biography, The Solitary Star by Ruy Castro, had contended that Garrincha's manhood was 25 centimetres (9.8 inches) long and that he was a great lover"

Fazla soze gerek yok...