Tuesday, 30 September 2008

No Way Out!

Kadro yine korkan bir kadro ama hadi hayirlisi! Mactan sonra burdayim!

Geldim ve gordum ki biraktigimiz gibi aldik. ne diyelim onumuzdeki maclara bakacagiz!

Sunday, 28 September 2008

Futbolun guzelligi #1

Alex Gaudino'ya muzik icin tesekkur ederiz. Bu muzik pek tarzim degil, beni ilgilendiren sadece futbol, iki gozum onume aksin ki oyle!

Soz Sivas'a gelince!


Ne zaman Sivas dense benim aklima ilk once kangal gelir. Ne guzel hayvandir. Gorevinin bilincinde olan her mahlukat gibi magrur ve sakin. Gerektiginde de alabildigine vahsi.

Fenerbahce ve Sivas macini seyredemedim. Sadece golleri seyrettim, o yuzden yazacak fazla birseyim yok. Ama istatistiklerin eninde sonunda gercegi yansittigina inanirim. Bu sene deplasmanda ucte uc yaparak degisik bir yuzde yakalamaya dogru gidiyor Fenerbahce.

Bir isik gormek istiyorum, yanima Sivas Kangal alip dolasinca hissedebilecegim guven duygusunu istiyorum. Giden puan olsun, futbolcu olsun ne yazar, sadece su guven olsun yeter.

Tuesday, 23 September 2008

araba var mi? galiba yok!

Bundan 7 sene once calisma hayatina ilk atildigim zamanlarda hicbir zaman bur araba alabilecek kadar param olmayacagini dusunurdum. O zaman nasil calisiyormus bu kafa hic hatirlamiyorum. Universiteden yeni cikmis ve 7 ay is aramis olmak ve sonra da tamam ulan su ise bi baslayalim bakalim gerisi gelir diyerek tum kariyer ivir ziviri baslatmak da o zamanki kafa yapisinin urunuydu aslinda. O hayal gucu ve kazancla ve bir de Turkiye'deki araba fiyatlarinin nasil abuk degerlere ulastigini gorunce sanirim bu araba sahibi olamama kanisina kapildim. Ve bu dusuncenin yaklasik 5 sene sonrasinda ilk arabami aldim. Hem de sagdan direksiyonlu:)
Bundan yaklasik iki sene onceydi. Ingiltere'ye gelisimin uzerinden yaklasik bir sene gecmis, elimiz para gormus, bir de bu Ingilizler'in bizdeki gibi araba vergisi acligi yok, ikinci el araba sudan ucuz. Ben de bir Nissan Micra sahibi olup ciktim. Mavi, 2 kapili ve tam tamina 998cc. 1 litre bile degil yani. O zamanlar 1500 sterlin'e almistim bu arabayi, sterlin'in YTL degerinin 2.5-2.6 oldugu zamanlar. Hesap edin artik kaca gelmis diye. 14bin mil yapmisken almistim, bugun bi daha bakayim dedim kadrana, tam 30bin mil. Ingiliz ecnebisi km yerine mil kullaniyor, bi zahmet cevirin km'ye, yormayin beni.
Iki senede bir kez bile yolda birakmadi, tahtaya vurmak lazim, vurdum hatta hemen. En buyuk masrafini da gecenlerde cikardi, on cami catlamisti kisin ortasinda. Hic aldiris etmedim, ufak bir catlakti zaten, zamanla azicik buyudu ama bana kalsa omur boyu kullanirim oyle. Ingilizlere gore problem oldu tabi. Her sene arabanizi kontrol ettirmeniz gerekiyor. Belli testlerden geciyor, Turkiye'de de emisyon testi falan vardi sanirim, ayrinti bilmem Turkiye'de hic arabam olmadi:)
Neyse efendim iste bu cam bana 150 sterlin'e maloldu, o catlagin sebebi de buyuk ihtimalle yine benim tabi. Arabayi virajlarda oyle guzel savuruyor, yagmurlu havalarda tekerleri oyle guzel kaydirarak donuyorum ki, on cam artik dayanamadi bu tempoya.
Niye yazdim bu kadar seyi bir araba icin, heralde saygi gostermek icin bana iki senedir katlanan arabaya. Biraz dinlendirmek lazim sanirim kendisini, ve bunun icin belki dogru kisi ben degilim. O yuzden benden onceki sahibi gibi yasli bir insan mi kullansa artik onu diye dusunuyorum. Ben ne yapacagim? Ben zaten Micra'ya iki tekerli bir mahlukatla ihanet etmeye basladim son birkac aydir ama havalar beni yine mavi arabamin icine hapsetti. Malum, yagmur var hep, bir de bulutlu bir gokyuzu.
Turkiye'den okuyan varsa, aman kiymetini bilsin memleketin. Tamam kolay degil araba almak orada ama cami acinca da soyle kavuran bir hava carpsa yuzume fena mi olurdu yahu.

Sunday, 21 September 2008

FB 1 : Gencler 0

Bu macin skoru bana gore boyle aslinda. Guiza ve Kazim'in attigi gollere bisey demiyorum tabi, her ikisinde de paslar ve son vuruslar cok guzeldi ama bu aksamki maci bitiren iki olay vardi. Ilki Alex'in attigi gol ve digeri de Gencler'in 10 kisi kalmasi. Yine ilk kirk dakika hicbir zevk almadan maci seyrettigimi soylemeliyim. Gol gelmeden sadece bir dakika oncesinde kipirdadi takim bence, ve ilk yarinin sonuna kadar da bu surdu. Ikinci yari El Saka'nin atilmasina kadar da hic zevk verir halde degildi. O cikinca hersey gulluk gulistanlik oldu. Geride kalan haftalara bakinca su sonuca ulasiliyor ve bu durum da hic insanin yuzunu guldurmuyor.
1. Fenerbahce disarda mac kazanamiyor.
2. Fenerbahce icerideki maclari karsi takim eksik duruma dustugunde kazanabiliyor.
3. Fenerbahce kolay gol atamiyor.
Sadece sonuclara bakinca bu cikiyor ortaya, 4 haftadaki durum bu yani.
Asiri derecede kontrol manyagi olmus takim, top karsi takima gecmesin bizde kalsin, o yuzden kendi aralarinda oynuyorlar, ileri cikmak icin resmen davetiye bekliyorlar sanki. Sonuc? Pas yuzdesi inanilmaz, top kaybi yok denecek kadar az. Eee, gol pozisyonu yok dogru duzgun. Isimlere takilmis degilim, mantaliteye takilmis durumdayim. 14M euro verip gayet de becerikli ve inanilmaz istekli bir adam getirip sonra onu sadece uzun topla beslemeye calismak cok mantiksiz.

Once kaybetmemek ve sonra kazanmak amac, ama bu amac Anadolu takiminin amaci. kontratak ve hizli bir adam ile defansi delip gecme taktigi. Arsenal'de denersin bu taktigi ama Gencler icin amac sadece gol olmali. Uzun topla Guiza'yi beslemek yerine, iki forvet ve yanlarda cok daha fazla ileri cikan Ugur ve Kazim/Burak ikilisiyle oynamali Fenerbahce. Alex ve Emre paslari ile adamlari kacirmali, Maldonado/Josico/Selcuk bu maclarda kenarda oturmali. Gol yer misin peki? Yersin tabi ama buyuk ihtimalle attigindan daha azini yersin. Daha cok yersen de artik cikar basin toplantisinda, biz burada guzel futbol seyrettirmek icin mucadele ediyoruz dersin, valla yenildik ama guzeldi gercekten der otururuz.

Benim istegim budur, gun gelir istekler degisir mi bilmem ama bir onceki yazimdaki Fenerbahce maclarinin kisaltilmasi onerim halen gecerli malesef.

Thursday, 18 September 2008

Fenerbahçe maçlarını kısaltsınlar!


Kısaltsınlar evet, bu sezon Fenerbahçe maçları daha kısa sürsün. Dün gece bu kadar sıkıcı bir maçı ne kadar zamandır seyretmediğimi düşünüp durdum tam doksan dakika boyunca. Hadi 90 demeyelim de 85-86 dakika diyelim. Tüm spor yazarlarından cümle blog yazarlarına kadar herkesin ağzına sakız olan Aragones'in disiplin zırvasının bence bu maçta ne kadar belli olduğu gözüktü. Topu ayağına alan her futbolcu, topu kaybetmemek için sanki kendi aralarında ortada sıçan oynar gibi 2-3 metrelik paslar atıp durdular. Herbiri sanki aman top bende kalmasın havasındaydı. Yahu kardeşim hadi, hadi güzel kardeşim ileri, hadi ha gayret, azıcık daha hadi, diye diye maçı bitirdik neredeyse. Ne kadar laubali olsa da Kazım daha önce girmeliydi bu oyuna. Ve yine ne kadar top kaybedip, top kazanamasa da Uğur sonuna kadar kalmalıydı bu oyunda.
Aurelio'nun yokluğundan bu kadar korkulmasını da henüz anlamış değilim. Aynı mevkide iki kişi tuttu Aragones. Allahtan Josico hemen sakatlandı da Burak oyuna girmek zorunda kaldı ve maçın sonuna doğru 2-3 dakika kadar iyi oynayabildik.
Bir takım bir ya da birkaç kişiyle yürümüyor ama bazı oyuncular birlikte daha güzel oynuyor, oynayabiliyor. Bu takıma lazım olan mucizevi şey de Edu ya da Lugano'nun aynı zamanda sakatlanmasının engellenmesi. Semih ile Alex için de geçerli bu durum. Artık 14 milyon Euro verir de büyücü mü tutar Aziz Yıldırım bilmem.
Guiza'ya gelmek için sona geldim, güzel adam. Uzun topla beslemek yetmez, bu adam verirsin kaçar, kaçarsın verir. Atamaz dersin atar, tutamaz dersin tutar.
Yalnız bırakmamak lazım.

Baştan aşağı Fenerbahçe'ye gelince. Bu takımı defansif oynatmamak lazım. Ya da en başa dönelim, yapsınlar Fenerbahçe maçlarını 20 dakika, fazla sıkılmayalım...

Saturday, 13 September 2008

Bir daha, daha bir daha bir daha daha!!!

O kadar zaman gecmis yazmayali. En son sevgili Volkan Demirel kardesimizin bir fotografini koymusum, bugun yine onun icin birkac cumle kurmak isterim ama guzel sozler soyleyemeyecek olmak benim moralimi bozuyor. Tek soyleyebilecegim sey su: Keske baska bir kalecimiz olsaydi.
Hacettepe'nin kalesindeki Recep keske eskisi gibi Fenerbahce'de olsaydi. Onemli olan gercekten iyi ya da kotu futbolcu olmakla ilgili degil. Sadece bir golu atmak ya da kacirmak degil ya da bir golu kurtarmak ya da kurtarmamak degil. Daha derin birsey anlatmak kolay degil.