Monday, 30 June 2008

Oncesi ve sonrasiyla Burak Yilmaz transferi...


Iste transferin birkac gun oncesine kadarki www.burakyilmaz.net internet sitesinin goruntusu. Garip olan bir durum yok aslinda, Burak Yilmaz, gonlu Besiktas'tan yana bir profesyonel futbolcu olabilir. Ya da Besiktas'li bir web tasarimcisinin bu siteyi Burak Yilmaz icin hazirlamis olma ihtimali de var. Aslinda her iki ihtimale de saygiyla yaklasmak gerek. Turkiye'de takim tutmamak, taraf olmamak garip olan durum. Bir tarafta olmaktir normal olan. Ya sundasindir, ya bunda. Takim tutmuyorum demek genelde "hadi canim sen de" gibi tepkilere sebep olur.
O yuzden en guzelidir ben buyum, sonuna kadar boyleyim demek. Kimin umurundadir ki senin benim nerede oldugumuzu bilmek ogrenmek. Taraf oldugunu soylemek tepkiden de kurtarir adami. Muhabbetin artar hatta cogu zaman, "Ooo bizim Fener'li gelmis" derler senin icin. "Naapariz abi bu hafta" derler. Rahatsindir artik.

Rahat olamayanlar da vardir tabi bu konuda. Bu isin icinde olan adamdir, futbolcudur, hakemdir, spor yazaridir rahat olamayan, gizleyen, saklayan. Cunku isin ucunda ekmek parasi vardir. Gonuldekiyle mantiktaki catisir durur, biri agir basar. Hangisinin agir bastigina gore ya daha cok sevilirsiniz ya da daha cok para yaparsiniz, emeklilik vakti icin.

Simdi bir de Burak Yilmaz'in Fenerbahce'ye transferinden sonraki web sitesine bir bakalim.











Goze carpan ilk sey, renk degisikligi. Birden sararmis site. Beyaz uzerine siyah yerine, sari uzerine lacivert. Gerci henuz yapim asamasinda ama yakinda Burak Yilmaz'in Fenerbahce formali goruntuleriyle dolacaktir, suphe yok.
Aslinda siteyi birkac gun once eski haliyle gordugumde, acaba ne zaman sitede degisiklik yapilacak diye dusunmustum. Burak Yilmaz'in etrafindan nasil bir baski gordugunu tahmin edebiliyorum. Hersey ekmek parasi icin suphem yok. Hem eski sitesini gorenler gidip Fenerium'dan Burak formasini nasil alacaklardi ki! Neyse ki cozum cabuk bulundu, renkler degisti. Eski defterler kapandi, yenileri acildi.
Profesyonel olmak zor is, ne diyelim.
Benim merak ettigim bunlar degil, biz Roberto Carlos'lari bile son damlasina kadar Fenerbahce'li yapip, Galatasaray aleyhine demecler bile verdirdik nasil olsa.
Benim merak ettigim, Burak Yilmaz'in Fenerbahce'de ne yapip ne yapamayacagi.
Zafer Biryol'lari, Anelka'lari, gelecegin yildiz adayi gosterilen Ilhan Parlak'lari, ve hatta Semih'leri, ve hatta Kezman'lari yedek oturtan Fenerbahce'de bakalim takima girebilecek mi Burak. Yoksa akli web sitesindeki Besiktas formali Burak'ta mi kalacak.

Friday, 27 June 2008

Şemih Şemih Şemih


Hersey Sampiyonlar Ligi zamaninda basladi. Ingiltere'de Sampiyonlar ligi 2007/2008 sezonu maclarini SKY ve ITV verdi. SKY Ingiltere'nin Digiturk'u. ITV bedava, dogal olarak daha az maci gosterebildiler. Hangisi baslatti hatirlamiyorum ama bir Fenerbahce macinda basladilar Semih'e Şemih demeye. Allahtan Semih de o maclarda ismini hatirlatacak kadar kalabildi sahada. Sevilla'ya attigi gol de Ingilizlerin isini kolaylastirdi muhtemelen. Artik bizim kurtarici Semih'imiz tum Ingiliz sunucular tarafindan Şemih oluverdi.
Avrupa Sampiyonasi basladiginda ayni durumun devam edecegini dusunmezdim ama Ingilizler unutmamislar Fenerbahce'nin kurtarici golcusunu. Butun turnuva boyunca cagirdilar onu Şemih asagi Şemih yukari diye.
Yine utandirmadi bizi kendisi, nereye ne zaman gidecegini bilen bir oyuncu olmak ve bunu rakip kalenin onunde yapabiliyor olmak onu onemli kiliyor. Yapamadigi sey ise gucunu, yetenegini, istegini butun bir doksan dakikaya yaymak.
Kritik maclarin ilk onbirinde basladigi cogu macta vasatin uzerine gecemedi ama kisa sure oynadigi maclarda hem Fenerbahce'nin hem de Turk Milli takiminin yuzunu guldurdu.
fenerbahce.org sitesindeki bugunku fotografinda daVolkan'in aksine dislerini gosterek guluyor.
Bu fotograftan Semih'in hakettigi primi Futbol Federasyonundan aldigini, Volkan'in ise o kadar sansli olamadigini anliyorum. Nerede, ne yapmasi gerektigini bilenle bilmeyenin hali bir olmuyor tabi dogal olarak...

Tuesday, 24 June 2008

euro2008.com

uefa2008.com adresini Şubat ayından bu yana tam 1 milyar kişi ziyaret etmiş.
Ülkelere göre dağılım ise şöyle
Birleşik Krallık %15
Amerika %8
Almanya %8
Kanada %5
Finlandiya %4
İtalya, İspanya, Fransa, Türkiye ve İsviçre'den toplam ziyaret ise %3.
Kupayı en çok isteyen takımın İngiltere olduğu kesin, turnuvaya katılamamış olmak gibi ufak bir mazeretleri var yalnızca.
Biz ise az tıklamanın mazeretini telekomun uyduruk altyapısına, pahalı internete bağlayabiliriz fakat turnuvanın başında favoriler arasında olan Akdeniz ülkelerinin bu kadar ilgisiz kalması pek de normal değil.
Amerika ile Kanada'nın listede yer almasına anlam veremesem de, Finlandiyalıların maçların heyecanıyla ısınmaktan başka niyetleri olmadığı düşüncesindeyim.
Türkiye olarak 90 dakika ateşi canlı tutamasak da, son birkaç dakikalığına da olsa Finlandiyalı dostlarımızın içini ısıttığımızı umarım...

hoşbulduk

sanki herkes anasının karnından kalemle doğdu. ilk kelimemizi duymak için ne maymunluklar yaptı kimbilir anamız babamız. uzun lafın kısaltılmış halini merak ederseniz eğer, şöyle söylemek gerek. bu kadar safsatanın içinde bir fazlası olmuş ne farkeder.
kısalmayan haliyle tekrar söylemek gerekirse de o zaman şu cümleyi kurmak lazım.
biraz da biz yazalım bakalım...