Thursday, 18 September 2008

Fenerbahçe maçlarını kısaltsınlar!


Kısaltsınlar evet, bu sezon Fenerbahçe maçları daha kısa sürsün. Dün gece bu kadar sıkıcı bir maçı ne kadar zamandır seyretmediğimi düşünüp durdum tam doksan dakika boyunca. Hadi 90 demeyelim de 85-86 dakika diyelim. Tüm spor yazarlarından cümle blog yazarlarına kadar herkesin ağzına sakız olan Aragones'in disiplin zırvasının bence bu maçta ne kadar belli olduğu gözüktü. Topu ayağına alan her futbolcu, topu kaybetmemek için sanki kendi aralarında ortada sıçan oynar gibi 2-3 metrelik paslar atıp durdular. Herbiri sanki aman top bende kalmasın havasındaydı. Yahu kardeşim hadi, hadi güzel kardeşim ileri, hadi ha gayret, azıcık daha hadi, diye diye maçı bitirdik neredeyse. Ne kadar laubali olsa da Kazım daha önce girmeliydi bu oyuna. Ve yine ne kadar top kaybedip, top kazanamasa da Uğur sonuna kadar kalmalıydı bu oyunda.
Aurelio'nun yokluğundan bu kadar korkulmasını da henüz anlamış değilim. Aynı mevkide iki kişi tuttu Aragones. Allahtan Josico hemen sakatlandı da Burak oyuna girmek zorunda kaldı ve maçın sonuna doğru 2-3 dakika kadar iyi oynayabildik.
Bir takım bir ya da birkaç kişiyle yürümüyor ama bazı oyuncular birlikte daha güzel oynuyor, oynayabiliyor. Bu takıma lazım olan mucizevi şey de Edu ya da Lugano'nun aynı zamanda sakatlanmasının engellenmesi. Semih ile Alex için de geçerli bu durum. Artık 14 milyon Euro verir de büyücü mü tutar Aziz Yıldırım bilmem.
Guiza'ya gelmek için sona geldim, güzel adam. Uzun topla beslemek yetmez, bu adam verirsin kaçar, kaçarsın verir. Atamaz dersin atar, tutamaz dersin tutar.
Yalnız bırakmamak lazım.

Baştan aşağı Fenerbahçe'ye gelince. Bu takımı defansif oynatmamak lazım. Ya da en başa dönelim, yapsınlar Fenerbahçe maçlarını 20 dakika, fazla sıkılmayalım...

No comments: