Thursday, 27 November 2008

Toplar

ortaokul duzeyinde ingilizceniz varsa bir zamanlar okuldayken size ogretilen ingilizce kalimelerden ilk yuz tanesinin icinde mutlaka ball (top), oldugunu hatirlarsiniz.

hatirlamiyorsaniz, unuttuysaniz, ya da pek umurunuzda degilse o zaman simdi ogrenmis oldunuz. ogrendiginiz bu kelimeyi bir baska anlamda da kullanmak mumkun ingilizce'de.
toplar ayni zamanda amiyane tabiriyle tasak anlamina da geliyor. konuyla ve postla ne alakasi var, geliyorum.

gecenlerde kitapcinin birinde bir kitap buldum, kitabin ismi "balls" yani "toplar", dolayisiyla kitabin konusu futbol, futbolcular, yedikleri haltlar, hakemler vs uzerine.
kitabin kapagi yukarida gordugunuz kapak.

guzel kapak, tekmenin nereye gittiginden tam emin olamadim yalniz, eger Beckham'in toplarina gidiyorsa, kitap icin cok uygun olmus. kapak ayni zamanda kitabi da cok guzel tanimliyor.

toplara gelen bir tekme kadar etkili icerige sahip.

oradan birkac alinti yapacagim yakin zamanda, simdiden isitayim ortami dedim.

gecen bir gun daha

sabah kalkis, mekan cambridge, ev buz gibi yine, dus alma, giyinme, saat zaten 9 olmus. en gec saat 10da iste olmak lazim.
araba hatun kiside, ise yine motorla gidilecek, bostan catlatan soguklar baslamis, yerler hergun islak, dikkat etmek lazim.
evden cikmadan once kahvalti, boktan corn flakes, en hizlisi hazirlanan o.
motor kiyafetlerinin giyilmesi, en az on dakika. gobek buyuyor, yakinda pantolona sigmayacagiz.
kiyafetler ve kaskla iyice robot moduna burunus, motoru isitma, garaji kilitle, evin kilidi yok, kapiyi cek cik.
yol 25 dakika, sehir icine girmeden git, trafik var, aralardan gecilir ama isiklarda cok zaman kaybedilir,
sen beni dinle otobana bas. kadranda doksan mil/saat gor, yerler islak aman dikkat.
otobandan cik, isyerine ulas, saat 10, guzel. simdi soyunma fasli, neyse ki giyinmekten daha kisa.
takim taklavati cantaya tik, gir isyerine otur bilgisayarinin basina. gunaydin falan filan, once bir maillere bakis at.
sabah klasigi ntvmsnbc, isyerinde acilabilen en az got gobek gosteren site o sonucta, oku biraz, ne olmus memlekette. biz uyurken deprem, afet var mi? yok, iyi.
is guc baslamadan bi kahve doldur kendine, yoksa uyuyakalacaksin.
is guc baslasin, ogle arasi, yemek yemek lazim. ingiliz milletine uydurdun mideyi, memlekette ne guzel guzelim kebap, uc kap sicak yemek varken burda skindirik soguk sandvice aban.
tavuk, mayo salata.
ogleden sonra, bayik gecen bir gun daha, uc bes is muhabbeti, o da olursa, olmazsa daha guzel, ne konusacaksin yoksa elin ingiliziyle.
bi saat gec gelmissin, aksam alti bucuga kadar durmak lazim. son yarim saatte dakikalari say. altibucuk oh, yuru, anca gidersin.
giyinme fasli yine, hava beste kararmis zaten. cok soguksa sehir icinden git bu sefer, otoban kasar.
yediyi biraz gece evdesin, hatun kisi, yemekle ugrasir, sen bilgisayar acarsin, sanki butun gun baska bisey yapmis gibi.
haberler, bloglar, yazma istegi, okuma istegi, youtube biraz. yemek yenir,
haftaici, sampiyonlar ligi yoksa mac da yok, tv'de baska bisey var mi? var, otur izle o zaman.
saat on olmus, kendini tv karsisindan kaldirabilirsen, yeniden bilgisayar basina oturtursun belki.
yine biraz oku, bu sefer yaz da.
oniki, uyku bastirir, biraz kitap oku, tercihen bilgisayar, futbol ya da polisiye. iyice uykun gelsin. geldi. yat zibar, yarin aynisindan bi daha yapacaksin.

Wednesday, 26 November 2008

Enstruman calabilen kadin sanatcilar #1

Tine Thing Helseth

Muzisyen olmak ayri guzel, enstruman calabilmek ayri. Saygi duyuyorum.

Taraftardan Volkan'a


Bugun once ntvmsnbc'de sonra da antu.com'da gordum taraftarin tepkisini. Aylardir, yillardir bekledigim bir tepkiydi ne yalan soyleyeyim. Antu'da editorun yazdigi yazi, taraftarin hep destek tam destek bagini Volkan'dan kopardigini gosteriyor.
Taraftar psikolojisini anlamak zor degil, sana kelek yapani yuhala, benim gol atmam onemli degil onemli olan Fenerbahce diyebilecek kadar kurnaz olani bagrina bas.
Yaptigi abuk sabuk, anlamsiz ve bazen ahlaksiz hareketlerde arka cik.
Volkan'a yapilan da buydu bence senelerdir. Taraftarin tepkisinin yonetimin ilgisini cekmesi umuduyla.

Tuesday, 25 November 2008

smirnoff ile fener ayni bardakta

Ancak portakal suyu ve Smirnoff vodka ile izleyebildim maci. Alkol bunyeye bu kadar etki etmese, ah keske soyle yapsaydik soyle oynasaydik derdim ama simdi icimden gelmiyor. Neseli birseyler izlemek, dinlemek, duymak istiyorum. En iyisi biraz torrent'e abanmak, bir de youtube var sagolsun.
kederdeyim dostlar ama geri gelecegim.

Quaresma'ya 1, Porto'ya 2

Sampiyonlar Ligi baslamak uzereyken Porto ile ilgili geyikler donup duruyordu, bircok yerde gecen bahsi hatirlarsiniz.
Efendim Porto'nun Fener'e en buyuk kiyagi oldu bu, Porto futbolcusu Quaresme'yi verdi Inter'e Fener'e gun dogdu.
O zaman ben de vay be, iyi olmus demistim kendi kendime, sonra lige ve ardindan Sampiyonlar Ligine basladik.
Sonuclar malum, sonuclardan ote, ortaya konan futbol daha da malum. Simdi oturmus dusunuyorum, isyerinde
etrafimda futbolun dogdugu ulkenin insanlarina da caktirmadan kendi dilimde yaziyorum, gecen sene oynadigimiz maclar geliyor aklima.
Kimlere karsi oynadik gecen sene, Inter, Sevilla, Chelsea. Kimler vardi o takimlarda, hangi dunya yildizlari , ve biz Avrupa'da soz sahibi olamamis bir takimdik.
Ama hic bas egmedik, hic umidimizi yitirmedik oynarken. Hangi motivasyonla oynadi futbolcular hicbir fikrim yok ama gecen sene inanilmazdi.
Bu sene "Fenerbahce'de gulunce problem oluyor" diye aciklama yapan Kazim, gecen sene Chelsea macinda attigi golden sonra "Hocamiz devre arasinda, karsi takim futbolcularinin sizden bir farki yok cikin oyununuzu oynayin" diye aciklama yapiyordu. Yine dusunuyorum, Zico'nun futbolcusuna soyledigi bu cumleyi. Belki cok klasik bir motivasyon cumlesi olabilir ama eninda sonunda
sahaya inenlerin hepsi insan. Yoksa Lugano'nun gecen sene Drogba'yi tutabilecegine inanir miydiniz? Ama tuttu.

Ilk macimizda Porto'ya yenildigimizde, grubun en zayif takimi oldugunu dusunuyordum, halen de ayni seyi dusunuyorum.
Eger gaz ve toz bulutu evrenin olusumundaki etkisini bizim uzerimizde de gosterirse, o zaman bugun Fenerbahce, Porto'lu futbolculara, mac sonunda Carlos'un formasini almanin verdigi sevincten baska birsey yasatmayacaktir.

[edit]: baska sevincler de yasattik adamlara, canimiz sagolsun...

Monday, 24 November 2008

Wenger vs Aragones

Ingiltere ligi de bizdekine benzer bir hafta gecirdi. Cokca beraberlik, hickimseye yaramayan bir hafta. En zararli cikan Arsenal, en karli ise Tottenham. Arsenal kendini ilk dordun disinda, Tottenham ise son ucun disinda buldu. Arsen Wenger ile Aragones'in arasinda on yas fark var ama takimlarinin liglerindeki durumunda pek bi farklilik yok.

Buyuk takim ve profesyonel yonetim tanimlamalari herzaman yazilara konu edilir, bakalim sezon sonuna kadar bu iki takimin idari yonetimi, teknik yonetimi konusunda nasil kararlar verecek.

12 yildir Arsenal'in basinda olan Wenger'in Ingiltere futboluna kazandirdigi genc yeteneklerin muruvvetini gormeden biryere gidecegini sanmam. Aragones ise Fenerbahce'yi sampiyon yapsa da yapmasa da sozlesmesi bitince (ki umit ediyorum sozlesmesini tamamlayabilir) emekli olacak. Turk futboluna kazandirdigi en buyuk genc yetenek de Gurhan olacak, olabilirse.