Friday, 27 March 2009

Allahim sen soktun sen cikar

Kadercilikten nefret ederim ama Avrupa Sampiyonlugunu kazanmis, bize teknik direktorunu ve gecen sezonun gol kralini gondermis bir takimla ayni grupta yer almak hayira alamet olmasa gerek. Bir de ustune Del Bosque'nin basa gecmesi, adamin Besiktas yuzunden zaten Turklere bilenmis egosu derken grubun en okkali macina geldik. Butun bu okkalarin ustune adamin stadini, seyircisini de koy ustune. Okka ustune okka.
Ispanya'nin teknigini taktigini yenmek kolay degil. O yuzden Fatih Terim'in de cok taktikle ugrastigini sanmiyorum. Su anda en iyi yaptigi seyi yapiyor muhtemelen. Oksijen, azot, helyum, poh poh pompaliyor takima. Her bir oyuncuya. O yuzden macin yine cok ilginc gececegini dusunuyorum. Cok anlamsizca, deli danalar gibi kosturan Sabri, Tuncay, Emre gorecegiz bol bol. Aurelio dil problemi yuzunden daha akli basinda oynayacaktir tahminimce. Volkan'a pompalanan gazin yuksek cozunurluklu bir gaz olmasini ve cabucak bunyesinden atilmasi gerektigi dusuncesindeyim, nitekim fazla gaz kirmizi etkisi yaratiyor onun bunyesinde. Cok ilginc olacak, cok. Ben emin olamiyorum sonuctan ama Ispanya'yla ayni gruba bizi sen soktun Allahim, sen cikar diyorum aman yanlis anlasilmasin:)

Thursday, 26 March 2009

Aydinlik lazim...

Aksam isten cikabildiginde kapkara sokaklara dalmak. Gunduz kapali, bazen yagmurlu hava. Sevimsiz, soguk, cok bilmis, burnu buyuk insan toplulugu.
Bu aralar kafayi bunlara takmisken sonunda hava aydinlanmaya basladi. Yaz saati uygulamasini bulan adamin ellerinden opmek istiyorum. Ve hatta
kis saati uygulamasini da hicbir zaman anlayabilmis degilim. Enerji tasarrufuna da cakayim, hala komur yakip elektrik ureten evrim gecirmemis
zihniyetli insanlara da. Madem hayatin yarisi ekmek parasi derdine dort duvar arasinda geciyor. Bari gun isiginda cikip kurtulmak adina saatleri nasil ayarliyorlarsa ayarlasinlar da isten cikinca uc saat bes saat yuzumuz gun isigi gorebilsin. 5 saat ileri/geri alsinlar mesela saatleri, ogle 12de karanlik olsun hertaraf. Hapishane gibi gecen omrumuzde metal surgulu zindan kapisindan cikinca acsin gunes. Bir sonraki gun, yine teslim olalim zindana.
Karamsarlik ve sikinti almis basini gitmis. Aydinliklar basladi, pazar saatler de ayarlanacak, gecer bikac gune...

Monday, 16 March 2009

BMW'nin iki teker olani: F800GS

Hani, bazi kizlar vardir, bakmaya doyamazsin. Raki vardir, koklarsin, ufacik yudumla icersin, bitmesin diye. Alex bir vurur, bir daha, bir daha izlersin.
Bu motoru da ilk defa 2008 Ocak ayinda fuarda gormustum. Mekanin en gozde motoruydu. Yere sabitlenmis halinde tepesine oturma serefine de nail olmustum o zamanlar. Isin icine BMW girince zaten butceleri allak bullak eder hale geliyor boyle bir motora sahip olmak. O yuzden hevesimi icime gomup hayata sadece Fenerbahce ile tat katmaya devam ettim ben de. Neyse ki gecen sene Fenerbahce yeterince tat katti. Bu aralar durum malum. Butcede degisiklik yok ama yukaridaki sahesere binme istegimi pek dizginleyemedim. Biraz da tesaduf oldu aslinda.

Cumartesi gunu icin eski sirketten bir Turk arkadasla (Ulas) motorlara atlayip gezme teklifi gelmisti. Bizim eski mudurun (Ian) BMW test etmeye gidecegi ve bizim de pesine takilacagimiz karara baglandi. Cuma gecesinin Kocaeli faciasi ve bol alkolle gecmesi uzerine Cumartesi guclukle uyanip yola koyuldum. Arkadasla bulusacagimiz yere yaklasik 45 dakikada gitmeyi basardim. Biraz soluklandiktan sonra motorlara atlayip BMW'nin satis ofisine vardik. Bizim eski mudur oraya bizden once varmis, motor denemek icin islemleri yaptiriyordu. Biraz laf, yine biraz soluk. Bizim mudurde BMW F650 var. Ama oraya F800GS test etmeye gelmis. O atladi F800GS'e, biz atladik bizim duldullere. Vurduk yollara. Kirkbes dakika kadar dolandik etrafta ama benim gozum onde giden F800GS'te. Adamlar motora bir de orjinalinden farkli bir egsoz takmislar. Biz biraktik herseyi, BMW'nin sesini dinliyoruz. Sanki kufur ediyor bizim duldullere alet. Ulan vay be diyerek donduk yine BMW'ye. Mudur dedi siz de deneyin. E nasil olacak. BMW'dekiler once ehliyetin kagit nushasini istediler. Yok dedik yanimizda. Normal ehliyet var, bizim motorlari birakalim, bir de alin banka karti birakalim. BMW insani gitti kendi mudurune sordu. Sonra dedi "tamamdir". O siralar zaten Liverpool cakmis 4 tane ManU'ya onu konusuyorlar Ian'la. Biz de az dort kose olmadik bu haberden sonra.

Ben bu sefer atladim F800GS'e, Ulas F800ST'ye, Ian da kendi motoruna.

Nasil anlatmak lazim gelir bilmiyorum. Egsozun sesi zaten insanin icini bir garip yapiyor. Motordan inip birilerini yumruklayasi geliyor insanin. Motor enduro tarzinda. Benimkine (Kawasaki er6F) gore biraz daha yuksek. Oturus pozisyonu tam olarak dik. Ilk basta BMW insani biraz acikladi farkliliklari gerci ama motora oturunca daha farkli oluyor. Sinyallere alisana kadar nereye basiyorum, dogru dugme mi bu diye baya bir tereddut yasadim. Normalde sinyal dugmesi solda olur ama bu motorda sag sinyal sagda, sol sinyal solda. Sinyali kapatmak icin sagda baska bir dugmeye basmak gerekiyor.

Motorun hizlanmasini ya da yavaslamasini hissetmiyor bile insan. Sanirim bu suspansiyonlarla ilgili biraz. Benim suspansiyonlar odun gibi oldugundan neredeyse yoldaki her ayrintiyi .otumde hissediyorum diyebilirim. Ama bu motor bir baskaydi, buyuk ihtimalle enduro olusuyla ilgili birsey bu.
Motorun gostergeleri dijital ve analog iki sekilde. Cok onemli bir ayrinti degil ama hangi viteste oldugunuzu da gosteren bir bolum var gostergeler uzerinde.
Gosterge falan hikaye tabi. Birkac yilan seklindeki yoldan sagli sollu yatarak dolastiktan sonra emaneti goturup teslim ettik. Elim gitmedi anahtari vermeye, duygulandim resmen oradan ayrilirken. Almanlara saygim bir kat daha artti ne yalan soyleyeyim.

Motorun full aksesuar fiyatini 7500 sterlin olarak cikardilar. Biz Ulas'la boynu bukuk sekilde izledik bu fiyat kisimlarini. Ian'a verdik gazi, alirsin sen bu motoru diye. Elemanin altinda F650 var, araba desen Nissan 350Z. Koymaz adama. Bizim BMW sevdasiysa, artik bir baska bahara.

Friday, 6 March 2009

Google Visualization API

Biraz kurcalama, egip bukme sonucunda sayfanin en basinda puan tablosu goruyorsunuz. Google Visualization API kullanilarak ve bir de tabi 5 takimin hafta hafta kazandigi puanlar veri olarak girilerek olusturuldu. Play butonuna basinca takimlarin puanlarina gore ilerleyisi goruluyor. Bir de tepesinde baska bir grafik secenegi var, o da bar chart olarak siralamayi ve puanlari gosteriyor. Tablo kavramina biraz hareket katti bu is, hosuma gitti ugrasirken. Sayfasina eklemek isteyen olursa buyursun sayfanin kaynak kodundan araklayip kendi sayfasina koysun. Destek lazim olursa da yardimci oluruz evelallah:)

Saturday, 28 February 2009

Dışımızdaki Fenerbahçeliler

Korkunun ecele faydası yok. Lider takımın karşısına çıkacaksın, eğer şimdiye kadar yaptığın hataları tekrarlarsan kendi evinde, sana olan sevgisini cümlelere sığdıramayan bir yığın taraftarı yeniden hayal kırıklığına uğratacaksın.Sivas bu ligdeki bana göre en çok korkulması gereken takım. Topu çok ama çok güzel kullanabilen oyuncuları var. Son vuruşlardaki becerileri ve ileri uç oyuncularının çok tehlikeli oluşu da bu maçta ne olabileceğini kara kara düşündürüyor her takıma.

İnsanın yerken, içerken, çalışırken, okurken, yazarken bile bir motivasyon, konsantrasyon zamanı vardır. Öyle haldır huldur bir işe başlamaz kimse.
Daha ben kıçımı koltuğuma yerleştirip adam gibi maçı izlemeye konsantre olamadan ilk gol geldi. Yine geçen haftakine benzer bir şanssızlık. Yine savunmaya çarpan bir top ve bir golcü özelliğini topu takibiyle bir kez daha gösteren Mehmet Yıldız'ın golü. O anda aslında maç bitti dedim kendi kendime. Çünkü Anadolu'nun Fenerbahçe'yi karşısına alıp bir de gol bulan her takımı bu avantajı puana dönüştürmek için birkaç basit hamle yapıp Fenerbahçe'yi taraftarını kahrederek kilitleyebiliyordu. Şahsen o andan itibaren aynı senaryonun işleyeceğini ve orta sahada Sivas'ın özellikle Alex'in elini ayağını bağlayacağını düşündüm.

Seneler önce 4-4 biten ve uzatmalara kalan bir Fenerbahçe Galatasaray maçında Johnson golünü attıktan sonra kollarını iki yana sallayarak tribüne koşmuştu. O sırada maç Fenerbahçe adına 2-1'di ama maç Johnson'un kollarını salladığı gibi aslında o anda bitmişti. Fenerbahçe her ne kadar maç 4-4 bitse de turu atlamıştı. Ne alaka Galatasaray maçı? Durun geliyor, daha Sivas belki de Fenerbahçe'yi kilitlemeye fırsat bulamadan Uğur'un ilk golü geldi. Maçın tam olarak o anında da yukarıda zırvaladığım çoğu karamsar havadan dolayı hata yaptığımı anladım. Bu sefer maç bana göre Sivas için bitmişti.

Sivas olabildiğince açık bir futbol oynadı, aslında Fener bu sezon çoğu maçta oynadığı gibi isteksiz, keyifsiz, ışıksız, tatsız, tuzsuz oynasaydı Sivas çok kolay bir şekilde evine kayıpsız dönecekti ama işte Fenerbahçe'ye yine olan olmuş.
Daha önceki 7-0'lık galibiyetteki gibi bunu da sağlayan bir iki oyuncu olamaz. Takım olarak tamamen farklı bir görüntü çizdi yine Fenerbahçe. Sahada her topa koşmaya çalıştılar, her pozisyonda akıllı oynadılar ve çok hızlıydılar. Alex ve Semih'in çok iyi anlaştığı bir gerçek ama ben hala sistemin takıma göre şekillenmesi ve Semih ve Guiza'nın birlikte oynaması gerektiği görüşündeyim.
Uğur sakatlanınca Aragones mecburen ikisini birlikte oynattı. Gerçi yine yanyana oynamadılar, Guiza sol kanada geçti ama olsun.

Her neyse efendim. Çok güzel galibiyet, Emre ve Gökhan Gönül maçın en güzel iki adamıydı. Sivas için değişen birşey yok. Bence Fenerbahçe için de değişen birşey yok. Takımın her hafta milyon kez farklı görüntü çizmesinden dolayı haftaya başka bir hezimetle karşılaşmamanın bir garantisi yok malesef.

Son söz dışımızdaki Fenerbahçe'li Bülent Uygun için. Bir teknik adamın bana göre en önemli özelliği futbolcu yetiştirmesidir. Umarım bu sene sonunda istediğini alır ve umarım futbola yeni yetenekler kazandırır.

Monday, 23 February 2009

i am sam

Insan yaslandikca sadece saci basi agarmiyormus. Simdiye kadar Michelle Pfeiffer bana hic bu filmdeki kadar cekici gelmemisti. Ayrica Sean Penn bu oyunculugun uzerine 2001 yilinda Oscar'i Gladiator'deki Russell Crowe'a kaptirdigina inanabilmis midir acaba? Inanamamistir, inanmak istememistir.

Wednesday, 18 February 2009

Zico Kadikoy'e


Fenerbahce'ye artik geri gelir mi bilmem ama
Kadikoy'e bir kez daha gelsin isterim.

Mesela 20 Mayis'ta gelsin.


Aston Villa 1: CSKA 1
(Uefa Kupasi 3. Tur Ilk Maci)