
Korkunun ecele faydası yok. Lider takımın karşısına çıkacaksın, eğer şimdiye kadar yaptığın hataları tekrarlarsan kendi evinde, sana olan sevgisini cümlelere sığdıramayan bir yığın taraftarı yeniden hayal kırıklığına uğratacaksın.Sivas bu ligdeki bana göre en çok korkulması gereken takım. Topu çok ama çok güzel kullanabilen oyuncuları var. Son vuruşlardaki becerileri ve ileri uç oyuncularının çok tehlikeli oluşu da bu maçta ne olabileceğini kara kara düşündürüyor her takıma.İnsanın yerken, içerken, çalışırken, okurken, yazarken bile bir motivasyon, konsantrasyon zamanı vardır. Öyle haldır huldur bir işe başlamaz kimse.
Daha ben kıçımı koltuğuma yerleştirip adam gibi maçı izlemeye konsantre olamadan ilk gol geldi. Yine geçen haftakine benzer bir şanssızlık. Yine savunmaya çarpan bir top ve bir golcü özelliğini topu takibiyle bir kez daha gösteren Mehmet Yıldız'ın golü. O anda aslında maç bitti dedim kendi kendime. Çünkü Anadolu'nun Fenerbahçe'yi karşısına alıp bir de gol bulan her takımı bu avantajı puana dönüştürmek için birkaç basit hamle yapıp Fenerbahçe'yi taraftarını kahrederek kilitleyebiliyordu. Şahsen o andan itibaren aynı senaryonun işleyeceğini ve orta sahada Sivas'ın özellikle Alex'in elini ayağını bağlayacağını düşündüm.
Seneler önce 4-4 biten ve uzatmalara kalan bir Fenerbahçe Galatasaray maçında Johnson golünü attıktan sonra kollarını iki yana sallayarak tribüne koşmuştu. O sırada maç Fenerbahçe adına 2-1'di ama maç Johnson'un kollarını salladığı gibi aslında o anda bitmişti. Fenerbahçe her ne kadar maç 4-4 bitse de turu atlamıştı. Ne alaka Galatasaray maçı? Durun geliyor, daha Sivas belki de Fenerbahçe'yi kilitlemeye fırsat bulamadan Uğur'un ilk golü geldi. Maçın tam olarak o anında da yukarıda zırvaladığım çoğu karamsar havadan dolayı hata yaptığımı anladım. Bu sefer maç bana göre Sivas için bitmişti.
Sivas olabildiğince açık bir futbol oynadı, aslında Fener bu sezon çoğu maçta oynadığı gibi isteksiz, keyifsiz, ışıksız, tatsız, tuzsuz oynasaydı Sivas çok kolay bir şekilde evine kayıpsız dönecekti ama işte Fenerbahçe'ye yine olan olmuş.
Daha önceki 7-0'lık galibiyetteki gibi bunu da sağlayan bir iki oyuncu olamaz. Takım olarak tamamen farklı bir görüntü çizdi yine Fenerbahçe. Sahada her topa koşmaya çalıştılar, her pozisyonda akıllı oynadılar ve çok hızlıydılar. Alex ve Semih'in çok iyi anlaştığı bir gerçek ama ben hala sistemin takıma göre şekillenmesi ve Semih ve Guiza'nın birlikte oynaması gerektiği görüşündeyim.
Uğur sakatlanınca Aragones mecburen ikisini birlikte oynattı. Gerçi yine yanyana oynamadılar, Guiza sol kanada geçti ama olsun.
Her neyse efendim. Çok güzel galibiyet, Emre ve Gökhan Gönül maçın en güzel iki adamıydı. Sivas için değişen birşey yok. Bence Fenerbahçe için de değişen birşey yok. Takımın her hafta milyon kez farklı görüntü çizmesinden dolayı haftaya başka bir hezimetle karşılaşmamanın bir garantisi yok malesef.
Son söz dışımızdaki Fenerbahçe'li Bülent Uygun için. Bir teknik adamın bana göre en önemli özelliği futbolcu yetiştirmesidir. Umarım bu sene sonunda istediğini alır ve umarım futbola yeni yetenekler kazandırır.
No comments:
Post a Comment