deyimler sozlugune bakiyordum gecenlerde, orada karsima cikti bu "ogul bali" deyisi. evladinin kazancindan faydalanmak demek.
evlat yetistiriyorsun en az bir yirmi yil, sonra bir is buluyorsun, bulamazsa hala besliyorsun evinde. sokaga atacak halin yok sonucta.
sonunda da bir is buldugunda sen de ucundan kenarindan kazaniyorsun. genelde bu manevi anlamda oluyor tabi aile ortamina vurursan, somurmuyorsun
evladinin butun varligini. seviniyorsun, muruvvet gormek gibi bisey. bunlari aslinda buyuklerimize sormak lazim, ben henuz o kadar buyumedim.
futbol inanilmaz buyuk bir endustri oldu artik, renk sevdasini ayri tutmuyorum, bu endustriyi besleyen de taraftar sonucta.
ama yetmiyor taraftar, borsada islem goren, halka acilan, sirket haline gelmis kluplerin para bulmasi lazim. artik eskisi gibi uc bes yonetici ihracattan ya da
insaat sektorunden kazandigi buyuk paralari kluplere hibe ediyorlar midir, bu borsa, hisse ortaminda olasilik disi geliyor. her girdiyi ciktiyi bildirmeniz gerekiyor.
hadi diyelim oradan da para geliyor klube. ve tabi tv ve reklam gelirlerini de unutmamak lazim. alt alta topladiniz, cikardiniz, hesabinizi yaptiniz, yine eksik var.
ne yapacaksiniz. iste o anda, ogul bali devreye giriyor. eger elinizde o zamana yetistirdiginiz ogullariniz varsa ne ala.
bircok anadolu klubunun su anda yaptigi da biraz bu aslinda. kasaya biraz daha para aktarabilmek icin ogullarini satmak.
musterisi de anadolu kluplerinden birazcik daha iyi durumda olan diger Turk klupleri. Basta Fenerbahce, sonra Besiktas, belki Galatasaray, belki Trabzonspor.
Bu takimlar tuketici kategorisindekiler. Aslinda futbolcu yetistirme ve arama islerini outsource ediyorlar da diyebiliriz.
nasil olsa param var, harcarim diyorlar. Buraya kadar buyuk kluplerin yaklasimini anlayabiliyorum. Cebindeki parayi kullaniyorlar, o an icin yapilan bir transfer icin
belki maliyetin cok yuksek oldugu gozukebiliyor ama olayi cok uzun vadeye yayarsaniz aslinda maddi acidan mantikli. Ogul yetistirmek kolay degil, yillarca besle, egit.Ama mantik her zaman en iyisi anlamina gelmiyor tabi.
her saticinin bir alicisi var bu piyasada. Anadolu klubu en kiyak satisini Fenerbahce'ye yapabilirken, Fenerbahce de
kendi seviyesinden yukaridaki alicilara neden oyuncu yetistirip satamasin. Iste burada biraz tuketici olmaktan cikiyorsunuz, kendi ihtiyaclarinizi hem outsource edip Anadolu'dan karsiliyorsunuz,
hem de kendi yetistirdiginiz ogullarin balinin tadina bakiyorsunuz.
Su anda takimin yarisindan fazlasi yabanci futbolcu ve bu yabancilarin hicbiri 25 yasinin altinda degil. Alex son demlerini yasiyor, bence bir sezon daha oynar sonra hem basin,
hem yonetim, hem teknik ekip ipini ceker. kim gelecek ardindan peki. milyonlarca euroya alinacak bir baska yasi 25-26 ve uzeri futbolcu bulunacak. ya da 30larinda dunya yildizi.
son birkac yilini aziz yildirimin kanatlari altinda gecirmeye gelecek bir baska yildiz daha. taraftarin ilgisini, sirket olmus klubun stadyum, reklam, forma gelirini dusunursek
buna da tamam. ama bu oyuncularin yaninda 19-23 yasi arasinda en az 3-4 futbolcu olmali.
Kiev macinin son dakikasinda oyundan 19 yasindaki oyuncu cikip bir baska 19 yasindaki oyuncu giriyor. Seneler once Hooijdonk'un Semih'le saha icindeki konusmalarini, Hooijdonk'un
Semih'e birseyler anlatmaya calisan goruntulerini hatirliyorum. Simdi Roberto Carlos'un yaninda Gokhan Gonul yetisiyor. Orta sahada sizin yetistirdiginiz oglunuz var mi?
Semih'in satilmasini istemem, o Fenerbahce'nin futbolcu yetistirebildigine verilebilecek tek ornek cunku.
ama elinizde 2 tane daha Semih olsa, genc takimdan 3 tane daha Semih gelecegini biliyor olsaniz ve Juventus kapinizi tiklatsa. O zaman bal tutan parmagini yalamaz da ne yapar?
Friday, 12 December 2008
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment