Thursday, 12 February 2009

Anadolu'dan Gorunum

Gozlerini actiginda gunes dogmak uzereydi. Cemil, yesile calan gozlerini ovusturup yatagindan kalkti. Bahceye cikip ceviz agacinin dibine kucuk abdestini yapti. Anasi uyanmis abdest aliyordu. Ses cikarmadan kardesiyle birlikte uyudugu yatagina geri donup pacalari bir onceki gunku mactan camurlanmis pantolonunu giydi. Lastik ayakkabilarini bir onceki geceden avludaki cesmenin altina birakmisti. Soguk suyun altinda durmaktan buz kesmis lastik ayakkabilari ciplak ayaklarina gecirdi.

Mahallenin kosesinde otuzalti senedir calisan firina kosturup Hikmet amcadan iki somun ekmek kapti. Firindan yeni cikmis ekmek ellerini yakmisti ama aldirmadan ekmegin birinin kosesini kemirerek eve geri dondu. Annesi namazini kilmis kalvaltilik hazirliyordu. Ekmekleri yerdeki sofraya birakirken agzina birkac tane zeytin atti.
Bugun buyuk gundu Cemil icin. Yukari mahalledekilerle mac yapacaklardi. Gecen macta komsulari Necmi amcalarin oglu Hayri bir turlu gol atamayinca Cemil'e gun dogmustu. Bu macta Cemil forvette oynayacak Hayri orta sahaya gececekti. Kalede Savas duracakti. Takimin en siskosu oydu ama toprak olsun tas olsun gol yememek icin kendini yerlere atar dururdu. Hem rakip takimdakiler ondan hep korkarlardi. Defansta Ali'yle Selahattin oynayacakti. Selahattin iyi sayilirdi da, Ali bes para etmezdi. O yuzden defansa koymuslardi onu, gecen haftaki macta da kaptan Huseyin siki sikiya tembihlemisti. "Vur gitsin, daglara taslara, top gecerse bi daha mahallede dolasamazsin ona gore!". Zavalli cocuk ilk iki golde topu sektirince Huseyin'den zilgiti yemisti ama sonra baska hata yapmamisti.
Orta sahada uc kisi vardi. Biri malum kazma Hayri. Digerleri kaptan Huseyin'le, manavin oglu Fikret. Once karpuzlari yakalamaktaki becerisinden oturu Fikret'i kaleye dikeceklerdi ama Savas'in oynayabilecegi bir mevki bulamayinca Fikret orta sahaya yerlestirildi.

Ileri ucta da Cemil.

Cemil, ekmeginin arasina doldurdugu pekmez ve peyniri bir cirpida bitirdi. Son lokma az kalsin bogazinda kalacakti. Cemil'in kahvaltiya kalkan babasi, yemegini duzgun yemeyen oglunun kafasina bir saplak patlatti.
"Arkandan mi kovaliyorlar oglum?"
"Baba macimiz var, antreman yapacagiz"
Adamin gozleri parlamisti. Koyu Fenerli Mehmet usta, oglu dogdugunda kulagina Cemil ismini fisildamak icin bir saniye bile dusunmemisti.
"Ne maci ola ki bu?"
"Yukari mahalleyle baba, ben forvette oyanayacagim"
"Aferin oglum, iyi yap kahvaltini, o zaman cok gol atarsin hem"
Cemil elindeki koca dilim pekmezli ekmegi bir hisimla bitirdikten sonra babasinin soyledigine inanip kardesinin ekmeginden de bir parca koparip yedi.

Yola koyulmadan once cok onemli birseyi unuttugunu farketmisti. Formasi uzerinde degildi. Hala gece uyudugu cizgili mintaniyla dolasiyordu. Yeniden yataginin basina gidip yastiginin altinda duran formasini cikardi. Annesinin uc bes capittan diktigi sari lacivert formayi ustune gecirince bacaklarinin daha da guclendigini, gogsunun daha da kabardigini hissetti.

Artik buyuk maca hazirdi.

No comments: