Insan yaslandikca sadece saci basi agarmiyormus. Simdiye kadar Michelle Pfeiffer bana hic bu filmdeki kadar cekici gelmemisti. Ayrica Sean Penn bu oyunculugun uzerine 2001 yilinda Oscar'i Gladiator'deki Russell Crowe'a kaptirdigina inanabilmis midir acaba? Inanamamistir, inanmak istememistir.
Monday, 23 February 2009
i am sam
Insan yaslandikca sadece saci basi agarmiyormus. Simdiye kadar Michelle Pfeiffer bana hic bu filmdeki kadar cekici gelmemisti. Ayrica Sean Penn bu oyunculugun uzerine 2001 yilinda Oscar'i Gladiator'deki Russell Crowe'a kaptirdigina inanabilmis midir acaba? Inanamamistir, inanmak istememistir.
Wednesday, 18 February 2009
Tuesday, 17 February 2009
Monday, 16 February 2009
Joystick kiran spor Bobsleigh
Izmir'e tasindigimiz sene ya da bir sene sonrasiydi sanirim. 91 ya da 92. Rahmetli babam Konak'taki kapi karakolunda calisiyordu o zamanlar. Abim universitedeki ilk yilini gecirmekle mesguldu ve ben de ergen insan olarak annemin basini agritmakla ugrasiyordum bol bol.Abimin Istanbul'dan Izmir'e tatile geldigi zamanlarda Konak'taki saat kulesi ile Konak Pier arasinda kalan bir yerde bir bilgisayar dukkanina gider ekranlarina bakar dururduk. IBM'di bilgisayarlar. Ekran koruyuculari miydi bilmiyorum abimle bizi ceken ama uzun uzun bakar dururduk vitrine.
Sonra nasil oldugunu bilemedigim bir sekilde bana bir Commodore 64 aldirmayi basarmistim babama. Abim sonralari ailede ilk bilgisayar sahibi kisinin kendisi olmamasindan dolayi kizmisti biraz. Benim Commodore 64'u bilgisayar olarak kullandigim da soylenemezdi gerci. Suruyle oyun bulup ya da kopyalayip oynamakla mesguldum. Yeni gencligin pek hatirlamayacagi, ustun stereo kaset teknolojisiyle, oyunlar bir bir cogaltilabiliyordu o zamanlar. Zeki Muren kasedinin uzerine EHY Int Soccer kaydedip arkadasiniza verebilirdiniz yani:)
Abimle birlikte oynadigimiz bir oyun da Bobsleigh'di o zamanlar. Yuzlerce abuk sabuk oyunun arasinda o da ilgimizi cekmis olmali ki uzun bir sure mesgul etti bizi. Baslangic cizgisinde adamlari kosturup belli bir noktaya gelmeden kizaga bindirip sonra da yol boyunca sag sol yaptirip bitis cizgisine varmaya calisiyorduk. Birbirimizin yaptigi zamanlari gecmekti tum amacimiz. Bunun icin de iyi bir refleks, saglam bir sag kol ve iyi manevra kabiliyeti gerekiyordu. Yaris ekranda beliren Ready-Steady-Go siralamasinin sonuncusuyla baslardi ve ekranda Go cikmasiyla sizin joystick'i ileri geri sallamaya baslamaniz arasinda milisaniyler olmaliydi, yoksa adaminizin kizagi itmeye baslamasi gecikir ve yarisa iyi baslayamamis olurdunuz. Bu joystick sallama islemi neredeyse kolunuza kramp girecek kadar uzun sure devam eder ve sonunda adamlari kizaga bindirebileceginiz son noktaya gelirdiniz. O anda eger kizaga binemezlerse, is biter, kizak bir yana adamlar baska bir yana gider. Adamlar kizaga atladiktan sonra ise her viraji duzgun almaya calisip durursunuz. Yanlis girerseniz ucar gidersiniz.
Abimi gececegim diye joysticki az paralamamistim o zamanlar. Kim daha iyiydi simdi hatirlamiyorum, bir sonraki abi kardes muhabbetimde sorup ogrenmeye calisirim artik.
Butun bunlar da bugun izledigim BBC'de Bobsleigh Challenge diye bir programdan dolayi aklima geldi bu arada. Ingilizlerin kasfettigini ogrendigim bu spor icin kimisi bisikletci, kimisi yuz metre kosucusu birkac Ingiliz atletini alip 2 hafta boyunca egittikten sonra Ingiltere secmelerine sokuyorlar. Bizim abimle joystickle sadece bilegimizi calistirdigimiz bu sporun aslinda ne kadar zor ve tehlikeli oldugunu gorup bir kez daha saygi duydum adamlara.
Izlemek isterseniz BBC iPlayer'da bir linkini bulursunuz sanirim ya da en saglami Youtube heralde ama asagiya bu programin haberiyle ilgili bir link koyuyorum. Ilgisini ceken olursa buyursun diye.
http://news.bbc.co.uk/sport1/hi/other_sports/winter_sports/7871928.stm
Sunday, 15 February 2009
Uzun kulakli Fener
Gecen hafta yenilen iki gol ve kaybedilen bir mac, hemen ardindan da bu hafta atilan yedi tane gol ve kazanilan bir galibiyet.Fenerbahce'nin gol sayilarini bir borsa hissesiymis gibi degerlendireyim istedim biraz. Gecen haftakine -2 dersek, bu hafta birden +7'ye cikmis takim. yani bir haftada +9'luk bir degisim var. Sisteme baktiginizda bir onceki haftadan pek bir fark goremiyorsunuz kagit uzerinde. Ileri ucta cezali Guiza yerine Semih oynamis ve yine kagit uzerinde tek forvet gozukuyor. Ama gecen hafta ile bu hafta arasinda cok buyuk bir degisim var. Boyle bir degisim sadece Guiza yerine Semih'in veya Gokhan'in yerine Onder'in oynamasiyla degisebilecek bir durum mu? Bence pek mumkun degil. Bu kadar buyuk bir farki sadece bu degisiklikler getiremez. Ozellikle Hacettepe'nin Fenerbahce ile arasindaki buyuk fark olmasi da alinan sonucu ortaya cikardi aslinda ama bu durum da Fenerbahce'nin bir hafta arayla sergiledigi performansi aciklayamiyor.
Peki neydi bu farki doguran sebep? Benim dusuncem sudur ki, gecen hafta Aziz Yildirim, kollarini sivayip soyunma odasindaki her oyuncunun kulaklarindan olabildigince cekmis. Nasil bir ultimatom verildigi, ceza ya da odul taktiginin mi kullanildigi konusunda bir fikrim yok ama Aziz Yildirim'in kesin bir parmagi var.
Fena da olmadi aslinda ama yine en basa donup bu olayi borsa hissesine cevirecek olursak normal gozukmeyen bu +9 puanlik farkin sadece spekulatif bir hareket oldugunu dusunebiliriz. Yukselisin daha istikrarli ve kararli bir sekilde devam etmesi daha dogal olacaktir. Keskin yukselisler, derin dususlerle devam edebilir nihayetinde.
Kucuk bir not da yayin akisi ile ilgili. Sanirim sevgililer gunu olmasiyla ilgiliydi bu durum ama atilan her golden sonra futbolcular ve esleri ile yapilan sevgi yumagi goruntuler biraz abartiya kacti zannimca. Bu durum anneler gunu, babalar gunu icin de boyle devam mi edecek diye dusunmeye basladim. Ya kabotaj bayraminda ne yapacaklar??
Thursday, 12 February 2009
Ayna ayna soyle bana!
- Aragones'ten sonra kim gelecek? Bunu su anda her Fenerbahce'li merak ediyordur heralde. Kimin gelmesi konusunda yakinda anketler dusmeye baslar piyasaya. Merakla bekliyorum.
- Guiza ne zaman gonderilecek? Bunu merak ediyor olmam boyle birseyi istiyor olmam anlamina gelmiyor. Bilakis gitmesini istemiyorum ama Fenerbahce'ye her gelen forvet oyuncusunda oldugu gibi bu adami da gerekli sekilde kullanamadigimizdan dolayi en uyduruk gazetesinden en saglam taraftarina kadar herkes Guiza'nin ipini cekmeyi bekliyor. Anelka, Kezman, Guiza. Hatta daha eskilerden Rebrov. Ve kiymeti yine bilinemeyecek sonraki golculer.
- Tuncay Ingiltere'de buyuk bir takima gidebilecek mi? Kontrolsuz guc, guc degildir diye bir slogan vardi. Tuncay icin de ayni seyi dusunuyordum. Ne yapacagi bir turlu belli olmuyordu. Sahanin icinde deli danalar gibi kosup da topu bir turlu kontrol edemedigi zamanlari hatirliyorum izledigim maclarindan. Ama son Avrupa Sampiyonasinda ve Middlesborough'da elinin kolunun ayari duzelmis, daha bir oturakli oynar olmus.
- Futbolda acaba isabetli pas egitiminde sepet kullanimi diye birsey var midir:) Bir camasir sepeti sahanin ileri ucuna konur ve her futbolcudan topu bu sepetin icine sokmalari istenir. Kisisel inancim sudur ki futbolda uretkenligin kaybinin tek suclusu kaybedilen toplar ya da defanstan nereye gidecegi dusunulmeden sisirilen toplardir. Eger boyle bir egitim varsa Roberto Carlos'un sepeti paramparca edeceginden eminim:)
- Anadolu'dan bu sene sampiyon cikacak mi? Isterim ki ciksin ama ayni zamanda isterim ki sampiyon takimin hocasi tevazu sahibi birisi olsun. Bu durumda Sivas'in sansi pek yok gibi.
- Fatih Terim bir gun deniz asiri bir memlekete gidip orada calisacak mi? Soyle hic basin, televizyon kamerasi falan olmasin, hic haber almayalim kendisinden uzun sure.
- Aziz Yildirim bu sene de istifa edip sonra tekrar geri donecek mi? Ya donmesin ya da istifa etmesin.
- Besiktas bu sezon sonunda hangi Fenerbahce'li oyuncuyu alacak? Benim tahminim Deniz Baris ya da Selcuk Sahin yonunde, bakalim gorecegiz.
- Hakan Sukur ne zaman yorumculugu birakacak? N'olur cabuk olsun, n'olur.
- Ve tabi en onemlisi Canim Ailem'de haftaya Samim'in basina ne gelecek:)
Anadolu'dan Gorunum
Gozlerini actiginda gunes dogmak uzereydi. Cemil, yesile calan gozlerini ovusturup yatagindan kalkti. Bahceye cikip ceviz agacinin dibine kucuk abdestini yapti. Anasi uyanmis abdest aliyordu. Ses cikarmadan kardesiyle birlikte uyudugu yatagina geri donup pacalari bir onceki gunku mactan camurlanmis pantolonunu giydi. Lastik ayakkabilarini bir onceki geceden avludaki cesmenin altina birakmisti. Soguk suyun altinda durmaktan buz kesmis lastik ayakkabilari ciplak ayaklarina gecirdi.
Mahallenin kosesinde otuzalti senedir calisan firina kosturup Hikmet amcadan iki somun ekmek kapti. Firindan yeni cikmis ekmek ellerini yakmisti ama aldirmadan ekmegin birinin kosesini kemirerek eve geri dondu. Annesi namazini kilmis kalvaltilik hazirliyordu. Ekmekleri yerdeki sofraya birakirken agzina birkac tane zeytin atti.
Bugun buyuk gundu Cemil icin. Yukari mahalledekilerle mac yapacaklardi. Gecen macta komsulari Necmi amcalarin oglu Hayri bir turlu gol atamayinca Cemil'e gun dogmustu. Bu macta Cemil forvette oynayacak Hayri orta sahaya gececekti. Kalede Savas duracakti. Takimin en siskosu oydu ama toprak olsun tas olsun gol yememek icin kendini yerlere atar dururdu. Hem rakip takimdakiler ondan hep korkarlardi. Defansta Ali'yle Selahattin oynayacakti. Selahattin iyi sayilirdi da, Ali bes para etmezdi. O yuzden defansa koymuslardi onu, gecen haftaki macta da kaptan Huseyin siki sikiya tembihlemisti. "Vur gitsin, daglara taslara, top gecerse bi daha mahallede dolasamazsin ona gore!". Zavalli cocuk ilk iki golde topu sektirince Huseyin'den zilgiti yemisti ama sonra baska hata yapmamisti.
Orta sahada uc kisi vardi. Biri malum kazma Hayri. Digerleri kaptan Huseyin'le, manavin oglu Fikret. Once karpuzlari yakalamaktaki becerisinden oturu Fikret'i kaleye dikeceklerdi ama Savas'in oynayabilecegi bir mevki bulamayinca Fikret orta sahaya yerlestirildi.
Ileri ucta da Cemil.
Cemil, ekmeginin arasina doldurdugu pekmez ve peyniri bir cirpida bitirdi. Son lokma az kalsin bogazinda kalacakti. Cemil'in kahvaltiya kalkan babasi, yemegini duzgun yemeyen oglunun kafasina bir saplak patlatti.
"Arkandan mi kovaliyorlar oglum?"
"Baba macimiz var, antreman yapacagiz"
Adamin gozleri parlamisti. Koyu Fenerli Mehmet usta, oglu dogdugunda kulagina Cemil ismini fisildamak icin bir saniye bile dusunmemisti.
"Ne maci ola ki bu?"
"Yukari mahalleyle baba, ben forvette oyanayacagim"
"Aferin oglum, iyi yap kahvaltini, o zaman cok gol atarsin hem"
Cemil elindeki koca dilim pekmezli ekmegi bir hisimla bitirdikten sonra babasinin soyledigine inanip kardesinin ekmeginden de bir parca koparip yedi.
Yola koyulmadan once cok onemli birseyi unuttugunu farketmisti. Formasi uzerinde degildi. Hala gece uyudugu cizgili mintaniyla dolasiyordu. Yeniden yataginin basina gidip yastiginin altinda duran formasini cikardi. Annesinin uc bes capittan diktigi sari lacivert formayi ustune gecirince bacaklarinin daha da guclendigini, gogsunun daha da kabardigini hissetti.
Artik buyuk maca hazirdi.
Mahallenin kosesinde otuzalti senedir calisan firina kosturup Hikmet amcadan iki somun ekmek kapti. Firindan yeni cikmis ekmek ellerini yakmisti ama aldirmadan ekmegin birinin kosesini kemirerek eve geri dondu. Annesi namazini kilmis kalvaltilik hazirliyordu. Ekmekleri yerdeki sofraya birakirken agzina birkac tane zeytin atti.
Bugun buyuk gundu Cemil icin. Yukari mahalledekilerle mac yapacaklardi. Gecen macta komsulari Necmi amcalarin oglu Hayri bir turlu gol atamayinca Cemil'e gun dogmustu. Bu macta Cemil forvette oynayacak Hayri orta sahaya gececekti. Kalede Savas duracakti. Takimin en siskosu oydu ama toprak olsun tas olsun gol yememek icin kendini yerlere atar dururdu. Hem rakip takimdakiler ondan hep korkarlardi. Defansta Ali'yle Selahattin oynayacakti. Selahattin iyi sayilirdi da, Ali bes para etmezdi. O yuzden defansa koymuslardi onu, gecen haftaki macta da kaptan Huseyin siki sikiya tembihlemisti. "Vur gitsin, daglara taslara, top gecerse bi daha mahallede dolasamazsin ona gore!". Zavalli cocuk ilk iki golde topu sektirince Huseyin'den zilgiti yemisti ama sonra baska hata yapmamisti.
Orta sahada uc kisi vardi. Biri malum kazma Hayri. Digerleri kaptan Huseyin'le, manavin oglu Fikret. Once karpuzlari yakalamaktaki becerisinden oturu Fikret'i kaleye dikeceklerdi ama Savas'in oynayabilecegi bir mevki bulamayinca Fikret orta sahaya yerlestirildi.
Ileri ucta da Cemil.
Cemil, ekmeginin arasina doldurdugu pekmez ve peyniri bir cirpida bitirdi. Son lokma az kalsin bogazinda kalacakti. Cemil'in kahvaltiya kalkan babasi, yemegini duzgun yemeyen oglunun kafasina bir saplak patlatti.
"Arkandan mi kovaliyorlar oglum?"
"Baba macimiz var, antreman yapacagiz"
Adamin gozleri parlamisti. Koyu Fenerli Mehmet usta, oglu dogdugunda kulagina Cemil ismini fisildamak icin bir saniye bile dusunmemisti.
"Ne maci ola ki bu?"
"Yukari mahalleyle baba, ben forvette oyanayacagim"
"Aferin oglum, iyi yap kahvaltini, o zaman cok gol atarsin hem"
Cemil elindeki koca dilim pekmezli ekmegi bir hisimla bitirdikten sonra babasinin soyledigine inanip kardesinin ekmeginden de bir parca koparip yedi.
Yola koyulmadan once cok onemli birseyi unuttugunu farketmisti. Formasi uzerinde degildi. Hala gece uyudugu cizgili mintaniyla dolasiyordu. Yeniden yataginin basina gidip yastiginin altinda duran formasini cikardi. Annesinin uc bes capittan diktigi sari lacivert formayi ustune gecirince bacaklarinin daha da guclendigini, gogsunun daha da kabardigini hissetti.
Artik buyuk maca hazirdi.
Subscribe to:
Posts (Atom)

